Yoğun bir şekilde, ‘Terör Dini’ iftirası atılan İslam’ın esire bakışı nasıl? Hiç İnsan Suresi’nin 8’inci ayetini okudunuz mu?
Dünya küresel güçlerin, kendilerinde olan pisliği başka alanlara bulaştırmaya çalıştığı bir dünya. Örneğin Avrupalı elitleri düşünün. En çok demokrasi ve özgürlük naraları atanlar, insan haklarından bahsedenler onlar. Fakat terör devleti İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırım ve vahşi saldırıları destekliyorlar. Ne büyük bir tezat değil mi?
BU AYETİ BİLİR MİSİNİZ?
Bir de terör dini iftirasını İslam’a atıyorlar. Oysaki İslam, ‘esir’in bile hakkını gözetir. Örneğin İnsan Suresi’nin 8’inci ayeti. Ayetin meali şu şekildedir:
8: Kendi canları çekmesine rağmen yiyeceklerini yoksula, yetîme ve esire seve seve yedirirler.
9: Derler ki: “Biz sizi Allah rızâsı için doyuruyoruz. Yoksa sizden ne bir karşılık bekliyoruz, ne de bir teşekkür.”
ESİRE MUAMELE
Allah, insanı insana anlattığı İnsan Suresi’nde, bir Müslümanın kendisinin canı çekmesine rağmen yiyeceğini öncelikle esire vermesi öğütlenir. Şaka gibi değil mi? Böyle bir emri olan İslam, terör dini olmakla suçlanıyor!
Bu ayet, müminlerin Allah’a ve Peygamber’e inanarak, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat eden, yani Allah’ın emirlerine uyarak, zorluklara göğüs geren ve fedakârlıkta bulunan kişiler olduklarını belirtmektedir. İslam’da cihat, bazen sadece fiziksel bir savaş anlamına gelmez; aynı zamanda kişinin nefsine karşı verdiği mücadele, Allah’ın emirlerine itaat etmek için gösterdiği gayret ve fedakârlık anlamına gelir.
İşte bu ayet üzerinde yapılan bazı yorumlar:
- Fedakârlık ve İman: Ayet, sadece inançlı olmanın yetmediğini, aynı zamanda bu inanç doğrultusunda fedakârlık yapmanın, gerektiğinde mallarını ve canlarını Allah yolunda feda etmenin önemini vurgulamaktadır. Müslümanların, dinleri uğruna her türlü zorluğa katlanmaya hazır olmaları gerektiği ifade edilmektedir.
- Cihat Anlamı: Ayetteki cihat kelimesi, sadece savaş anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda, her türlü manevi mücadeleyi de kapsamaktadır. Bu, kişinin kötü alışkanlıklardan kurtulması, çevresine iyilik yapması, adaleti tesis etmesi ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi gibi çok geniş bir alana yayılabilir.
- Doğruluk: Ayetin sonunda geçen “doğrular” ifadesi, müminlerin imanlarında sadık ve samimi olduklarını belirtmektedir. Burada doğru olmak, sadece sözde değil, aynı zamanda davranışta da sadık kalmayı ifade etmektedir. Ayet, inançlarını yalnızca dillerinden değil, tüm hayatlarıyla doğrulayan kişilerden bahsetmektedir.
- Zorluk ve Sabır: Bu ayet, inançlarını ve ibadetlerini yerine getirirken karşılaşılan zorlukları göğüslemek, sabır ve azimle hareket etmek gerektiğini hatırlatmaktadır. Gerçek iman, zorluklar karşısında yılmadan devam etmekte yatmaktadır.
İnsan Suresi’nin 8. ayeti, İslam’ın özüne uygun bir hayatın nasıl şekillenmesi gerektiğine dair önemli bir mesaj verir. İman, sadece bir inanç meselesi değil, aynı zamanda hayatın her alanında uygulama gerektiren bir duruştur.


