Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nin açılışına davet edilince, hemen bir araştırma yapmaya başladım.
Büyükşehir Belediyesi’nin yeni merkezle ilgili çok iddialı olduğunu, buraya ulusal çapta isimleri davet ettiğini zaten izledim.
Peki Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi nasıl olmalıydı? Ben nasıl bir süzgeçten geçirip bu merkezin iyi ya da kötü olduğuna karar vermeliydim.
Almanya’da Stephanus Stiftung, Fransa’da APF France Handicap, Hollanda’da Fokus Wonen, İspanya’da Fundaciaon Once, İngiltere’de The Calvert Trust gibi örnekleri inceledim.
Öne çıkan notlarım şunlardı:
Merkezler genelde engelli gruplarına göre oluşturulmuş, hepsinin bir kapsayıcılık barındırdığını hissedemedim.
Kamu-özel iş birliği var, yani programlar genel itibarı ile ücretli.
Engelliler yatılı olarak da kalabiliyor. Daha çok rehabilitasyon merkezleri gibiler.
**
Aklımda bunlarla gittim Gonca Engelsiz Yaşam Merkezine.
Devasa bir alan oluşturmuş Büyükşehir Belediyesi.
İçerisinde Berber & Kuaför Atölyesi, Barista ve Mutfak Atölyeleri, Market ve Kasiyerlik Eğitimi, Stüdyo ve İçerik Üretim Alanı, Bahçecilik ve El Sanatları gibi eğitim alanları var.
Büyük bir kapalı spor salonu yapılmış. Jimnastik, masa tenisi, körling, basketbol, futbol gibi sporlar üzerine eğitimler veriliyor.
Bir hidroterapi havuzu oluşturulmuş.
Onlarca eğitim atölyesi var içerisinde.
Tüm bunların yanında en beğendiğim alan ise kişisel yaşam atölyesi.
Burada engelli bireylere rutin olarak evde yapılan işler öğretiliyor. Bir oda içerisinde arkadaşlarıyla vakit geçirebiliyorlar. Odayı süpürüyorlar, çamaşır yıkıyorlar.
Bunu görünce sadece şunu düşündüm: Bir engelli birey 2 yıl bu tekrarları yaptığında evdeki yaşamında ve ailesinin yaşamında neler değişir?
Hakikaten düşünmesi bile heyecan verici.
Bunun ne demek olduğunu bence biz yeterince algılamıyoruz hala.
Yaşayana sormak lazım ve orada engelli oğlunu, kızını, abisini, kardeşini getiren her bir vatandaşın gözündeki o mutluluğu zaten okuyordunuz.
**
Ve tüm bu anlattıklarımız, ücretsiz. Haftada beş gün, sadece engelli yakınınızı getiriyorsunuz ve dönüşte alıyorsunuz.
Sevgili okurlar, hakikten kentimize dünya çapında, yaklaşık 1.000 engelli birey kapasiteli, eşini benzerini görmediğimiz hizmet kazandırılmış.
Ben tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Bir gün yolunuz Vinsan’a düşerse, muhakkak Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’ni görmelisiniz.
İnanın ben orada geçirdiğim dört saatte sürekli insanları izledim. Yapmaya çalıştıklarını, mutluluklarını, hırslarını, heyecanlarını görmek, yaşamak, onların elinden çay-kahve içmek beni çok etkiledi.
Engelli bireylerin de hazırladıklarını ikram ederken ki heyecanları, mutlulukları, kaygılarını görmek bana çok iyi geldi.
Hele ki bir Şeyma vardı, Bakan Mahinur Özdemir Göktaş ile röportaj yapacaktı. Bakanın oraya geleceğini bildiğimden, 5 dakika önce girdim stüdyoya.
Onun heyecanını, mutluluğunu, repliğini tekrar tekrar arkadaşıyla birlikte tekrarlamasını izlerken eridim bittim. Ya muhteşemdi işte, daha fazla anlatmayayım.
Samimi söylüyorum, ziyaret edin. İnanın sizin de zihninizde çok düşünce filizlenecek.
**
Gazeteciler olarak program öncesinde Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’la birlikte alanı gezdik.
Daha sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da merkezi geçti. O tura da katıldım.
Engelli bireylerin, engelli ailelerinin KBB Başkanı Tahir Büyükakın’a olan sevgisini dikkatle izledim.
Kendime şu soruyu sordum: “Bu sevgi popüleriten mi, makamdan mı geliyor?”
Sonra bir eğitim atölyesine girdiğimizde 18 yaşındaki Tarık’ın çığlığını işittim, “Tahir başkanım” diye.
Karşıma 60 yaşında bir kadın çıktı, Tahir Büyükakın’ın önünü kesti, “Sana şiir yazdım başkanım” dedi.
Her şeyin altında bir durum arıyoruz ya, “Ya kurgu olabilir mi böyle bir şey?” diye sordum kendime.
Ben bunu içimden geçirirken o 60’ına dayanmış kadın, yanındaki kızıyla birlikte aradı, taradı şiirini bulamadı.
Daha sonra geldi oturduğumuz alana, orada okudu şiirini.
Kendime kötü zannımdan dolayı bir miktar kızdım şiiri dinlerken.
**
Ne demiştik? Makamdan mı geliyor acaba bu sevgi?
Gördüm ki hayır. Çünkü makamdan gelse, herkesin Bakan Göktaş’ın boynuna sarılması gerekliydi. Ortam da müsaitti.
Belli ki, ailesinde de özel bir durum yaşayan Tahir Büyükakın, bizlerin ve kameraların görmediği zamanlarda, Cemil Meriç, Beyaz Kalpler gibi merkezlerde derin bir gönül bağı kurmuş engelli bireylerle.
Bunu gözlerimle görmek beni mutlu etti.
Velhasıl, emeği geçen herkese bu kentin bir ferdi olarak teşekkür ederim.
Zaman zaman Büyükşehir Belediyesi, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde halka açık etkinlikler düzenlemeli. Burası gündemden düşmemeli.
CHP’liler neden sürekli aşağılıyor?
2023 genel seçimleri öncesinde dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediğimi söylemem. Çünkü Kılıçdaroğlu seçim öncesinde Türk bayrağını CHP’den kaldırtmış, Nuşirevan Elçi skandalına imza atmış, Türkiye’yi Rusya’ya karşı Batı ittifakını sokacağını açık açık söylemiş, Zengezur koridoruna İran gediğini açacağını ifade etmiş, savuma sanayii hamleleriyle ilgili ABD’li bir iki şirketi önceleyen ilginç çıkışlar yapmıştı.
Bunların hepsinin dışında da Altı artı birli masa fikri, siyasi tarihimizin en imkansız girişimi olarak görüyordum. Bu benzemez takımın, sahada uyum içinde ülke yöneteceğine inanmak, benim dünya görüşüme göre hayalperestlikti.
Nitekim seçim kazanılmadı, muhalefetken bile ağız birliği sağlayamadılar ve ittifak dağıldı.
Bu nedenle yazıdaki ifadelerimin bir Kemal Kılıçdaroğlu güzellemesi olduğu lütfen düşünülmesin.
**
Ben CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği kurultayda salondaydım. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazandığı dahi açıklandı o salonda. Tezahüratlar yapıldı. Bir süre sonra yok, kazanmadı, ikinci tur geliyor dendi.
Bugün CHP’nin kurultayının iptalini gerçekleştirmesi muhtemel gerekçeler, daha o akşam salonda dilleniyordu.
Şimdi tabloya dönüp baktığımızda ortada bir şaibe dönmüş ise, ve kurultay iptal edilmişse, öyle veya böyle CHP’nin önünde iki seçenek olacak.
Bir, parti kayyuma teslim edilecek.
İki, Kemal Kılıçdaroğlu sorumluluk alacak, partinin başına gelecek ve CHP yeniden kurultaya gidecek.
Şimdi soru şu: Zaten CHP’nin bazı delegeleri para işlerine bulaşmamışsa, her şey süt limansa, Kılıçdaroğlu’nun partiyi kayyuma bırakmamasına neden bu kadar karşı CHP’liler?
Yeniden Özgür Özel çıksın, çatır çatır yarışıp seçimi alsın.
Ne var ki bunda?
**
Bir diğer pencere; CHP Genel Başkanı Özgür Özel çok mu başarısız ki, olası bir kurultayda parti Kılıçdaroğlu’nun elinden kurtarılamayacak mı?
Farklı farklı paradigmalar var. Her biri, kendi kategorisinde neden-sonuçlarıyla değerlendirilmeli. Ancak ortada net bir gerçek var.
CHP’lilerin içindeki bir kitle var; aşağılıyor, itibarsızlaştırıyor, yok etmeye çalışıyor.
Dün Muharrem İnce sarayın adamı diyerek partiden postalandı.
Etmedik lafı bırakmadı CHP’liler Muharrem İnce’ye.
Ancak bugün Muharrem İnce CHP’de.
Bugün Kılıçdaroğlu’nun ne anası kaldı artık ne avradı.
Instagramda vahşi postlar, seni istemiyoruzlar, lanet olsun sanalar.
Ya dün bu adam piro dedeydi, birleştirici güçtü, adalet timsaliydi.
Ne oluyor yahu?
Bu dilden CHP bugüne kadar ne kazandı da bugünden sonra kazanmayı umuyor?
Her şeyi bir kenara bırakalım, CHP’lilerin birbirini uyararak bu kırıcı, aşağılayıcı, iğreti gelen dilden vazgeçmesi gerekiyor.
İpucu
Bütün gözlemlerden çıkaracağımız önemli bir sonuç var; o da dünyayı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi gördüğümüzdür. Gördüğümüzü anlatırken esasında kendimizi, kendi paradigmamızı anlatırız.
İyi Düşün Doğru Karar Ver – Doğan Cüceloğlu



