AK Parti İl Başkan Yardımcısı Murad Ergelen, Sözcü Gazetesi üzerinden hakkında yapılan haberlere tepki gösterdi. CHP’li meclis üyesi İlker Ulusoy’a yanıt veren Murad Ergelen, “Mehmet Erkan Erten kimdir?” diye sordu.
ON PARMAĞI GÜNAHLA KAPLI OLANLAR
İşte AK Parti İl Başkan Yardımcısı Murad Ergelen’in yaptığı o açıklama:
“Son günlerde ismim üzerinden kirli bir iftira zinciri kurulmaya çalışıyor. Beni hedef alarak yalnızca şahsımı değil, onurla mensubu olduğum siyasi partiyi de yıpratma gayreti içindesiniz. Açık konuşuyorum: On parmağı günahla kaplı olanların, kendi lekelerini benim üzerime sürmeye kalkışması beyhude bir çabadır.
BANA TUTUNMAZ
Benim karnım ağrımıyor, çünkü çiğ yemedim. Attığınız çamur, sadece sizin yüzünüze gözü¬nüze bulaşır; bana asla tutunamaz.
En trajikomik olanı ise şudur: İstanbul’dan Adana’ya, Antalya’dan Manavgat’a kadar sayısız CHP’li belediyede belgelerle, görüntülerle, itiraflarla sabit yolsuzluk dosyaları dağ gibi ortadayken, bu rezaletleri akıl dışı bahanelerle, türlü şaklabanlıklarla, gülünç gerekçelerle, iblisçe mazeretlerle örtmeye çalışan sözde “CHP medyası”nın bana iftira atmaya kalkışmasıdır.
CHP’NİN BESLEME MEDYASI
Sana sesleniyorum Ey CHP’li belediyelerin ulufeye bağlanmış besleme medyası!.. Başka kapıya!..
Size sesleniyorum! Belediye otoparklarında belediyenin parasını zarflarla teslim alıp karnını haramla dolduran medyanın utanç vesikası, sözde gazeteciler! Hadi oradan!
Size söylüyorum!.. Önüne atılan kemiğe göre havlama desibelini ayarlayan, varlığını belediyelerin önüne attığı yala bağlayan zavallılar! Yüzünüzdeki kara ensenize ulaşmış…
Siz, özgür medya değil, partili müfterisiniz. Bana çamur atacağınıza önce gözünüzdeki merteği görün. Siz hem gülünçsünüz hem de rezil.
Hakkımdaki iddialarınıza gelince hiç de şaşırmıyorum… Çünkü sizin karanlık sicilinizin yalanlarla dolu olduğunu biliyorum… Müfterilik sizin göbek adınız olmuş.
GERÇEĞİ ÇARPITARAK OLUŞTURULAN SİSLİ YALANLAR
Bu iddialara aslında cevap verme gereği bile duymuyorum… Ama sizin gerçekleri çarpıtarak oluşturduğunuz sisli, isli yalanları gerçek sanabilecek dostlarıma ve kamuoyuna olan saygımdan dolayı hakikatleri tek tek ve açıkça ortaya koyacağım. Noktası virgülüne kadar anlatacağım ki kimin doğru, kimin müfteri olduğunu herkes bilsin!
ŞAİBE, AYIPLI DURUM YOK
Ben 25 yıldır fotokopi makinesi tamir, bakım ve satış sektöründe alın teriyle çalışan biriyim. Emeğimle, bileğimle evime ekmek götürüyorum.
Özel sektöre hizmet verdiğim gibi zaman zaman kamu kurumlarına da hizmet sunuyorum. Bunun içinde herhangi bir şaibe, ayıplı bir durum yok. Tam tersine, aktif siyasetin dışında olduğum bir dönemde yaptığımız yatırımlar sayesinde Ulaşımpark A.Ş. ile de iş birliği kurduk ve emeğimizle yatırımımızla çalışma yaptık. CHP İzmit Belediyesi Meclisinin iftiracı üyesi İlker Ulusoy, yüzü kızarmadan “doğrudan temin rakamını aşan bir işin şahsıma verilmesi için işin ikiye bölündüğü ve aynı gün kanunsuz şekilde tarafıma aktarıldığı” yalanını ortaya atmıştır.
NE SINIR AŞILDI NE DE İKİYE BÖLÜNDÜ
İşin bir yılda ikiye bölündüğünü söyleyen belediyenin müfteri meclis üyesi gerçeği öğrenmek mi istiyorsun? Gerçek şudur: Hizmetin bir kısmı 2024 yılında verildiğinden o yıl için bir teklif verildi ve teklif kabul edilince o kısım için sözleşme yapıldı… 2025 yılının bakiyesi için de bu ay içinde verdiğimiz yeni teklifle önümüzdeki yılın hizmet alımı firmamıza verilmiştir. Yani ortada ne doğrudan temin sınırlarını aşan ne de sırf bize verilmesi için ikiye bölünmüş bir iş vardır.
ZARAR MI ETTİRMİŞİZ? AVANTA MI SAĞLAMIŞIZ?
Bir daha anlatayım “aynı gün kanunsuzca ikiye bölünerek verilmiş bir iş” yoktur! Bunun aksini iddia eden varsa, dillendiren biri ortaya çıkıyorsa bu yalancıların gideceği yer sosyal medya değil, Cumhuriyet Savcılığıdır. Eğer ortada suç varsa neden suç duyurusunda bulunmuyorsunuz? Bulunamazsınız çünkü yalancısınız! Öte yandan size meydan okuyorum!
Hodri meydan! Gelin, ilimizde faaliyet gösteren meslektaşlarımızdan sizin seçeceğiniz isimlerle çalışma rakamlarımızı tek tek paylaşalım. Herkes görsün: Biz kuruma zarar mı ettirmişiz, yoksa avantaj mı sağlamışız? Gelemezsiniz!
SİZ DE ÇOK İYİ BİLİYORSUNUZ!
Çünkü siz de çok iyi biliyorsunuz ki bizim rakamlarımız piyasanın çok altında!
İstanbul’daki dostlarınız gibi yapmadığımız işin parasını mı almışız? Yoksa İzmit belediyesinde sizin yaptığınız gibi aynı hizmeti fahiş fiyatlarla mı satmışız? Hayır! Biz işimizi yaptık. Hem de en uyguna hem de kanunlara uygun şekilde. Kameraları bantlayarak değil; kendi firmamızla, adımızı gizlemeden, kimseden çekinmeden, alnımızın akıyla yaptık. Çünkü yanlış bir işimiz yok! Siz de bunu gayet iyi biliyorsunuz ama millete yalan söylüyorsunuz. İlker Bey, siz “camide adam dövüp dışarı çıkınca koşun Müslüman dövüyorlar” diye bağıran zihniyetin aynısısınız. İşlediğiniz cürmü başkasına atarak kurtulmaya çalışıyorsunuz.
MEHMET ERKAN ERTEN KİMDİR?
Şimdi ben sana soruyorum İlker Bey: Mehmet Erkan Erten kimdir?
2022’nin ilk dört ayında bu kişiden, doğrudan temin sınırlarını aşan meblağlarla İzmit belediyesine toner aldınız mı almadınız mı?
Doğrudan temin sınırını geçen işleri neden bölerek aynı kişiye verdiniz?
Yani biz yapmışız gibi yalan söylediğiniz işi aslında siz yaptınız!
Ben 25 yıldır fotokopi sektöründe alın teriyle çalışıyorum. Ama sizin “toner tedarikçinizin” geçmişte müzik aleti sattığını herkes biliyor. Peki bu kişinin gerçek mesleği nedir?
VAR MI SENDE BU YÜREK?
Siz bu kişiden EPSON, UTAX, HP gibi markaların tonerlerini hem de fahiş fiyatlarla aldınız! Oysa bu şehirde yıllardır hizmet veren EPSON bayileri var. UTAX ve HP bayileri de var. Neden onlardan almadınız? Neden işi aylara bölerek, parçalayarak aynı kişiye verdiniz?
İlker Bey, biz bu şehirde doğduk, bu şehirde toprağa gireceğiz. Biz, dostlarımızı başını öne eğdirecek, partimize leke sürecek, iş yaptığımız insanları töhmet altında bırakacak tek bir işe bulaşmayız.
Ama sen, bu şehre dün gelenlerin gazına gelip yalan yanlış işlere alet oluyorsun. Eğer samimiysen, vatanseversen, çık de ki “yanlış bilgi vermişler” ve özür dile.
Ama bu da yetmez. Madem milletin cebindeki parayı düşünüyorsun, o zaman kendi İzmit belediye başkanının yaptığı alımları sorgula. O faturaları belediyeden alamazsan gel ben sana vereyim. Sonra da Sözcü denilen bağlı sözde gazeteye koşarak çık açıkla:
“Asıl işi bölüp yandaşımıza veren bizmişiz!” de.
Var mı sende bu yürek? Olmadığını biliyorum!..
Kamu oyuna saygıyla arz ederim…”


