Nasıl kazanmasın ki? Neden kazanmasın ki? Tüm ulusal medya dahi devletin kurumları onların yönetiminde.

Dün saat 11:00’den bu yana Tüpraş İzmit Rafinerisi’nde eylemleri takip ettim. İşçinin öfkesine de şahit oldum, işverenin yüzsüz ve umarsız tutumuna da.

Ben yüzde 35 zam azdı, çoktu, taban ücret azdı, çok gibi tartışmalara girmeyeceğim.

Kendimce konuşulması gerekenleri konuşacağım.

DEVLETİN ‘İŞÇİ DÜŞMANI’ İMAJINDAN KURTULMASI LAZIM

En başta bunu söylememiz gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hatırlayın, Kadir Gecesi emekçilerle iftar yapıyor. Peki ya emek dünyasıyla muhatap olan devlet yetkilileri? Hepsi birer fiyasko. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’ın bu hadiseye ivedilikle el atması gerekiyor.

2019’da Yüksek Hakeme gitmişti Tüpraş sözleşmesi. Yüksek Hakem ise Koç’un istediğinden fazlasını vermiş, enflasyonun yaklaşık 11 olduğu ülkede Tüpraş işçisine yüzde 6 zammın yanı sıra 2 yıllık sözleşmeyi de 3 yıla çıkarmıştı. Detaylarına dalmaya gerek yok.

Bu ne demekti?

Grev yasak olan işçi dünyasına, “Sizi yavaş yavaş köleleştireceğiz. Ağzınızı açamayacaksınız. Aganız ne diyorsa onu dinleyin, yüksek hakeme gelmeyin. Çalışın, ne verirlerse kabul edin ve devam edin” demekti aslında 2019.

Hani devlet şunu yapsaydı mesela Tüpraş’ın satışında, şerh koysaydı.

Farazi; “Yüksek riskli iş kolunda çalışan Tüpraş işçisinin aldığı ücret minimum 3,5-4 asgari ücret olacak.”

Bunu neden demeli? Çünkü ben Kocaeli’de yaşıyorum. Bir işçinin iş bilmezliği yüzünden bu kent havaya uçabilir Tüpraş yüzünden. Ve ücretler düşük tutularak, günden güne kalitesizleştirme, her şeyi mekanikleştirme anlayışı gelişiyor.

Tüpraş’ın genel müdürü finansçı. Birden sıfırdan başka bir şey bilmez. Zaten o nedenle sadece kar-zarar hesabı yaparak bir ücret politikası belirliyor.

Bu hakkı veren kim? Ne yazık ki devletimiz.

Ya da mesela Koç Holding’e bazı iş yerlerinde olduğu gibi Tüpraş özelinde şu zorunlu tutulamaz mı?

Yüzde 15 vergi diliminin üzerini işveren tamamlayacak.

Akmasa da damlar be?

Düşünen var mı?

Peh.

PETROL İŞ’İN TUTUMU

Tüpraş sözleşmesinin Petrol İş Sendikası Genel Başkanı Süleyman Akyüz’ün sonunu getirdiğini düşünüyorum. Çünkü Petrol İş’in lokomotifi Tüpraş’tır.

Süleyman Akyüz ise 2022’deki sözleşmede olduğu gibi bir kez daha Tüpraş işçisiyle muhatap dahi olmadı. Sanıyorum ki sendikada uzatmaları oynuyor. İlerleyen süreçte kendisinin genel başkan olarak devam edeceğini düşünmüyorum.

Kocaeli özelinde konuşmak gerekirse, Şube Başkanı Nesimi Yetişoğlu’nun imzalar öncesindeki sözleri ve konuşmaları, işçideki beklentiyi yükseltti. Bu nedenle mali olarak çok da kötü diyemeyeceğimiz bir sözleşme; fiyasko gibi algılandı.

Çünkü gerekirse Yüksek Hakem diyen işçiye, ‘Size sormadan hiçbir imza atmayacağız’ denmişti.

Buna rağmen bir gece ansızın saat 04:00’te imzalar atıldı. İşçinin de öfkesi son derece doğruydu.

Ben kimsenin art niyetli olduğuna, kötü olduğuna inanmak istemiyorum.

Tüpraş’ın en büyük uzmanlığı 0’lar 1’ler ve insan psikolojisiyle oynamak olan yönetici takımının, “Ya yüksek hakem ya imza” diyerek, “Eğer şimdi imzalamazsanız bu teklifle de gelmeyeceğiz” diyerek mobing ve zorbalık yaptığına inanıyorum.

Yüksek hakem korkusu da sendikanın sözleşmeye imza atmasına neden oldu.

Ne diyelim? Bundan sonra Tüpraş işçisi konuyu sorgulayacaktır.

İzmit Rafinerisi’nin Baştemsilcisi Hakan Solmaz’a da ayrı parantez açmak gerek.

Risk aldı, sorumluluk aldı, işverenin noteri getirerek ‘işten atma tehdidine’ karşı siper oldu, kimseyi attırmayacağım dedi.

Hakan Solmaz’ın da iyi niyetine işçilerin inandığını gördüm.

YALAN MAKİNALARI

Tüpraş işçisine yüzde 67 zam verdik demek, yalan söylemektir.

Tüpraş işçisi yüzde 67 zam verdi diye bir kurum manşet atmışsa, ona yalan söyletilmiştir.

Tüpraş işçisi asgari ücretin 5.2 katı maaş alıyor demek, yalanı icat etmk gibi bir şeydir.

Tüpraş işçisi sadece hakkını savunmadı, bir yalan rüzgarıyla, pembe dizi karakterleri gibi her türlü entrikaya kafası çalışan ama hak-hukuk kavramında insanlığını tamamlayamamış kişi ve kişilerle mücadele etti.

Bu holdingin elinde çok büyük şirketler olduğu için, dehşet bir reklam pastası var.

Tam da bundan ötürüdür, ulusal medya Tüpraş işçisini manipüle ediyor.

Çünkü işçiye ‘birkaç haber’ Koç’a ise, dolar olarak bakıyorlar.

Yeri gelmişken, Gazetem Kocaeli’nin sadece ‘İşçi Haberleri’ diye bir bölümü var.

Hatırlatmalıyım. Bugün de, yarın da inşallah.

NASIL BİR ALGI OLUŞTURULMALI?

Sadece şu ipucunu vermek istiyorum.

Ben Petrol İş Sendikası’nın yöneticisi olsam, Tüpraş sözleşmesine 1 yıl önceden hazırlık yapmaya başlarım.

O hazırlığın üzerine öyle bir düşerim ki; günü geldiğinde açtığım telefonlarla işçinin eylemine destek için binleri rafineri önüne yığarım.

Bununla ilgili Nokta TV’de sunduğum Nokta Atışı programında stratejileri açık açık söylemiştim zaten.

Petrol İş’i yönetenler bu kez daha farklı bir strateji izlemeli.

Yoksa 3 yıl sonra aynı hüsran yaşanır.

EY SİYASET!

Dün gece Instagram canlı yayınında bir TIR geçerken sadece korna çaldı ve işçiler onu alkışladı.

Bende şu cümleleri kurdum:

“Bakın bu TIR’ın çaldığı kornada ve alınan alkışta çok büyük bir mesaj var. Bu işçi birçok iktidar siyasetçinin de muhalefet siyasetçinin de kendileri için bir şey yapamayacağını biliyorlar. Ama bakın TIR, sadece korna çaldı ve 300 kişi onu alkışladı. Siyasetçilerin buradan kendine pay çıkarması gerek. İşçinin sizi görmesi bile böyle zamanlarda yeterli oluyor.”

Derince Belediye Başkanı Sertif Gökçe de İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet de oradaki boşluğu doldurdu. Araç gönderdiler. Su verdiler, çorba verdiler.

Lazım mıydı? Kesinlikle hayır.

Ama verdiler. Verdiler ve kazandılar.

CHP İl Başkanı Bülent Sarı, CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan, CHP Körfez İlçe Başkanı Gülseren Solmaz Altunal, CHP Derince İlçe Başkanı Orkun Utkubaş, CHP’li meclis üyesi Erkan Uygun, (unuttuğum varsa affola) onlar kazandı.

EMEP vekili İskender Bayhan, EMEP’li Arzu Erkan, onlar da kazandı.

Peki ya kenti yönetenler?

Peki ya iktidar siyasetçileri?

Onlar hiçbir şey yapmadan çok şey kazanma fırsatını kaçırdı.

CUMHUR İTTİFAKI NEDEN KURULDU?

Haydi diyelim ki; AK Parti iktidar partisi. Bu nedenle AK Parti siyasetçileri eylemlere katılmıyor.

Eyvallah.

Haydi diyelim ki; MHP iktidarın büyük ortağı. Onun da eylemlere katılması uygun düşmeyecek. Bence hikaye de. Haydi diyelim öyle olsun.

Mesela BBP var. Neden Cumhur İttifakı ortak bir akıl üretip, kendi içindeki siyasetçileri göndermiyor alana?

Mesela Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın. Eyvallah, kendi gelmesin.

Ama neden bir koordinatörü yahu yalandan da olsa, “Tahir başkanın selamını getirdim, bir ihtiyacınız var mı?” diye sormuyor.

Zor değil ki bunlar. Hiç zor değil.

Ne diyelim…

Cumhur İttifakı çok büyük bir fırsatı, organize bir akıl olmamasından dolayı kaybetti.

İŞÇİ EŞLERİ…

Son olarak…

Instagram hesabımda açtığım canlı yayınlarla binlerce insana ulaştık.

Birçok gelişmeyi anbean aktarmayı başardık, inanılmaz bir frekans yakaladık.

Sadece şahsi hesabım 1,4 Milyon kişiye ulaşmış.

Gazetem Kocaeli hesabı ise 500 bin kişiye ulaşmış. (Ah bir de takip etseniz)

Bundaki en büyük destekçilerden biri Tüpraş’ta çalışan işçilerin eşleri.

Müthiş organize oldular, eşlerine çok büyük destekler verdiler.

Onların emeklerini ayrıca kutlamam gerekiyordu.

Her şeye rağmen ne yazık ki; tüm saydığımız detaylardan dolayı Tüpraş’ta KASA yine kazandı.

Daha konuşuruz belki konuyla ilgili bilgiler geldikçe.

Velhasıl, yazı çok uzadı.

İpucu

“Güç, sadece ellerin değil, aynı zamanda gönüllerin birleşimindedir.”