Bugün çocuklar çocuk gibi bırakılmıyor.

Kız çocukları genç kız gibi sunuluyor, erkek çocukları küçük birer yetişkin gibi konumlandırılıyor. Çocukluk; oyunla, dağınıklıkla, merakla değil; görünümle, duruşla ve verilen mesajlarla tanımlanıyor. Bu masum bir tercih değil, ciddi sonuçları olan bir toplumsal sorundur.

Bir çocuğu yaşından büyük gösterecek şekilde sunmak, onu yetişkin dünyasının bakışına açmaktır. Bu sadece estetik bir mesele değildir. Bu, çocuğun psikolojik sınırlarını ihlal etmektir. Çocuk bedeni bir anlam taşımaz. Taşımamalıdır. Taşıttırıldığında ise bedenle var olmaya zorlanan bir kimlik gelişir.

Burada açık olmak zorundayız. Dünyada çocuklara zarar veren bir gerçek vardır. Bu gerçeği yok sayarak, üstünü örterek, “abartmayalım” diyerek çocuklar korunmaz. Çocukları korumanın yolu, onları erken yaşta görünür kılmak değil; görünmesi gereken sınırları yetişkinler için netleştirmektir.

Sorumluluk çocuğun üzerinde değildir.

Nasıl giyindiğiyle, nasıl davrandığıyla, nasıl göründüğüyle ilgili değildir.

Sorumluluk her zaman yetişkindedir.

Psikolojik açıdan bakıldığında, çocuklukta beden üzerinden değer verilen bireyler ilerleyen yıllarda ya bedenini kontrol etmeye çalışır ya da bedeninden kopar. Bugün ergenlerde giderek artan yeme bozuklukları, beden algısı sorunları, kendine zarar verme davranışları ve derin duygusal boşluk; çoğu zaman çocukken maruz kalınan bu erken büyütülmenin sonucudur.

Çocukken “güzel olmalıyım”, “çekici görünmeliyim”, “güçlü durmalıyım” mesajlarıyla büyüyen bireyler; yetişkinlikte ya kendini yetersiz hisseder ya da kendini tüketir.

Çocukları cam fanusa koyamayız. Hayatı öğrenecekler, düşecekler, kalkacaklar. Ama onları yetişkin dünyasının vitrinine koyamayız. Çocukluk bir hazırlık süreci değil; başlı başına korunması gereken bir dönemdir.

Bu bir giyim tartışması değildir.

Bu bir özgürlük tartışması değildir.

Bu, yetişkinlerin sorumluluktan kaçıp kaçmadığıyla ilgilidir.

Çocuklar kendilerini koruyamaz.

Sınır koyamaz.

Tehlikeyi ayırt edemez.

Bu yüzden çocukluk, iyi niyetle değil; bilinçle korunur.

Ve korunması gereken şey çocuğun nasıl göründüğü değil, çocuk kalma hakkıdır.

Çocuklarımız vitrin değildir.

Onlar bize emanet edilen bir gelecek değil, bugünün korunması gereken insanlarıdır.