Her afette, her zorlukta sahada olan bir devletimiz var. Bunu inkâr eden, ya görmek istemiyor ya da başka bir amaca hizmet ediyor. Pandemiden depreme, orman yangınından sele kadar devletin sergilediği mücadele takdire şayan. Ancak bir kesim var ki, ne yapılırsa yapılsın hep eleştiriyle, hep karalamayla meşgul.

PANDEMİDEKİ BAŞARIMIZ BİLE HEDEF OLDU
Dünya pandemiden kırılırken, Türkiye süreci örnek bir şekilde yönetti. Sağlık altyapımız, lojistik gücümüz ve hızlı karar mekanizmamızla birçok ülkeye parmak ısırttık. Ama ne yaptı bu cenah? Başka ülkelerde çekilmiş videoları servis etti, asılsız bilgilerle kamuoyunu yanıltmaya çalıştı. Hedef belliydi: Devleti itibarsızlaştırmak.

DEPREM SONRASI HIZLI MÜDAHALE DE GÖRMEZDEN GELİNDİ
11 ili etkileyen büyük deprem felaketinden sonra dünyanın hiçbir yerinde bu kadar hızlı toparlanma ve yeniden inşa süreci yaşanmazken, yine aynı karalama kampanyaları devreye sokuldu. Oysa ki devlet, gece gündüz çalışarak binlerce konutu teslim etti, yardımları ulaştırdı.

YANGINLARDA, SELLERDE TÜM İMKÂNLAR KULLANILDI
Orman yangınları ve sel felaketlerinde de devlet tüm imkânlarını seferber etti. Helikopterler, itfaiye ekipleri, arama kurtarma timleri, gönüllüler… Herkes sahadaydı. Ama onlar, klimalı odalarında, sosyal medya başında başka bir tablo çizmeye devam etti.

ELEŞTİRİ DEĞİL, HAKSIZLIK BU
Eleştiri elbette demokrasinin olmazsa olmazı. Ancak haksız eleştiri, yalan bilgiyle yapılan karalama başka bir şey. Bir yanda sahada ter dökenler, diğer yanda viskisini yudumlayıp sosyal medya üzerinden algı operasyonu yapanlar. Takdir de vicdan da milletindir.