Son yıllarda adını daha sık duymaya başladığımız hibristofili, yani şiddet içeren suçları olan bireylere karşı duyulan hayranlık ya da romantik ilgi, bir “ani sapma” değil. Çoğu zaman bu ilginin kökleri çok daha erken yaşlara, hatta çocukluğa uzanıyor.

Ve burada durup şu soruyu sormamız gerekiyor:

Biz çocuklarımıza aşkı nasıl öğretiyoruz?

Bugün dizilerde, filmlerde, belgesel formatlarında;

– Kıskançlık “tutku”,

– Kontrol “sahiplenme”,

– Şiddet “derin bir yara”,

– Suç ise “karizmatik bir hikâye” olarak sunuluyor.

Özellikle kız çocukları, ekran karşısında büyürken, aşkın tehlikeyle, acıyla ve kurtarılmayı bekleyen “yaralı erkek” figürüyle eşleştirildiği hikâyelere maruz kalıyor. Üstelik çoğu zaman bu maruziyet bilinçli bir seçimle değil, evde açık kalan televizyonlarla, birlikte izlenen dizilerle, fark edilmeden oluyor.

Çocuk Ne Görürse, Aşkı Öyle Tanır

Bir çocuk için ekran sadece eğlence değildir;

ekran modeldir, öğretmendir, normalin tanımıdır.

Anne-baba diziyi izlerken, çocuk da izler.

Anne-baba farkında olmadan o sahneleri normalize ederken, çocuk şunu öğrenir:

“Demek ki aşk böyle bir şey.”

Bağırmanın, tehdit etmenin, tehlikenin romantize edildiği bir anlatıda büyüyen çocuk için, ileride şiddet içeren birine duyulan ilgi yabancı değildir. Aksine tanıdıktır.

Tanıdık olan ise insan zihninde çoğu zaman “güvenli” hissedilir.

Hibristofili Bir ‘Tuhaflık’ Değil, Öğrenilmiş Bir Algıdır

Burada altını çizmek istediğim çok önemli bir nokta var:

Hibristofili yaşayan bireyler “anormal” ya da “sapmış” değildir.

Çoğu, aşkı tehlikeyle eşleştirmeyi öğrenmiş, sınırla sevgiyi ayırt etmekte zorlanan bireylerdir.

Kurtarma arzusu,

“Ben onu değiştiririm” inancı,

şiddeti mazur görme eğilimi…

Bunların hiçbiri bir günde oluşmaz.

Bunlar yıllar içinde, sessizce öğretilir.

Ebeveynlere Düşen Sorumluluk

Bu yazı bir suçlama değil.

Ama güçlü bir farkındalık çağrısıdır.

– Çocuğunuzun izlediği içerik sadece yaşına değil, mesajına uygun mu?

– Aşk, saygı ve güven evde nasıl konuşuluyor?

– “Kıskanıyorsa seviyordur” gibi cümleler farkında olmadan kuruluyor mu?

– Şiddet içeren karakterler “ilginç” ya da “çekici” olarak mı sunuluyor?

Çocuklarımıza vereceğimiz en büyük koruyucu,

ekranı tamamen kapatmak değil;

izlediklerini birlikte konuşabilmek, sorgulatabilmektir.

Aşk Şiddetle Öğretilmemeli

Bir psikolog olarak şunu çok net söyleyebilirim:

Aşk; korkuyla, acıyla, tehdit ile öğrenildiğinde, yetişkinlikte de bu duygularla aranır.

Ve biz bugün ekran başında sessiz kaldığımızda,

yarının ilişkilerinde sesini çıkaramayan bireyler yetiştirmiş oluruz.

Aşk;

– güvenli olmalıdır,

– saygılı olmalıdır,

– sınırları olan bir bağdır.

Bunu çocuklarımıza sözle değil, yaşattığımız modellerle öğretiriz.