Milli İstihbarat Akademisi 1 Ağustos tarihinde son dönemin en önemli raporlarından birini yayınladı. Raporun başlığı, “12 Gün Savaşı ve Türkiye İçin Dersler.”

İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın süreci ve savaş esnasındaki hadiselere yer verilen rapordaki en önemli detay kuşkusuz, “büyük savaş” ifadesi oldu.

Ben bu değerlendirme yazısında; Türkiye’nin askeri kabiliyetleri, yeterliliği konularını tartışmayacağım.

Benim rapora bakış açım vatandaş gözünden oldu. Yazının devamı için şunu söyleyeyim; rapor Milli İstihbarat Akademisi’nin raporu, aslında MİA kısaltması. Fakat bu iki kurumda eşgüdümlü, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın onayıyla yayınlanan bir rapor. Bu nedenle yazının başlığında ve devamında ‘MİT raporu’ ifadesi kullandım.

MİT raporunda aynen,  “Yeni bir büyük savaşın nüveleri, bu kısa ama yoğun çatışmanın içinde kodlanmıştır” ifadelerine verildi.

Ve rapor kamuoyuna da alenen açıklandı.

Bunun Türkçesi şu:

Ey Türk Milleti! İsrail İran Savaşı bir fragmandı. Yaklaşan büyük bir savaş var. Biz devlet olarak hazırlanıyoruz! Sende bizim korumamız dışında şunları yapmalısın.

Evet, ne yapmalıyız?

**

Savaş artık cephede değil.

Raporda konuyla ilgili, “,Her şeyden önce yoğun ve kısa süreli çatışmalarda… siber saldırılar ve elektronik harp (EH) unsurları yoğun olarak kullanılmış, taraflar bu araçlardan yalnızca askerî hedefler için değil, muhatap kamuoylarına yönelik manipülasyon ve propaganda amacıyla da faydalanmıştır” ifadesi geçiyor.

Buradan bize çıkan pay aslında şu: Kendi dijital güvenliğimizi arttıracağız.

Bilgi kirliliğine düşmemek için paylaşacağımız içeriklere azami ölçüde dikkat edeceğiz ve manipülasyonlara yol açmayacağız.

Ve en önemlisi: Acil durumlarda iletişim kuracağımız WhatsApp, SMS gibi üçüncül, dördüncül iletişim kanalları edineceğiz.

**

Yine rapordan cümle ile bir diğer başlığa devam edelim. MİT raporunda, “Savaş özellikle büyük şehirlerdeki sivil savunma unsurlarının da önemini göstermiştir. İsrail’in aksine gelişmiş bir erken uyarı sistemi ve yaygın sığınaklara sahip olmayan İran’daki bu eksiklik… yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine yol açmıştır.”

Peki bize düşen ne?

Sanıyorum her bir ailenin kendisine acil durum toplanma planı yapması, acil durum toplanma yerlerinden haberdar olması ilk şart.

Ve klasik sivil önlemler. Afet çantası, pil, batarya ve benzer şeyler, biliyorsunuz zaten.

Sığınak noktasında yazık ki Türkiye’nin yeterli önlemleri yok. İsrail örneği; sığınak yoğun bir profil. İran böyle değildi ve zarar gördü.

Açıkçası Türkiye’nin sığınak noktasında yeterli hazırlığı olduğunu söylemek hayalcilik olur.

Kocaeli’nin birçok farklı noktalarında hızlı bir şekilde başlayan metro çalışmaları, Gölcük’te bir anda yapılan metro ihalesinin bunlarla alakası var mıdır?

Yoktur yahu…

**

MİT raporunda kamuoyu üzerinde oluşturulan algılara özellikle çokça değinilmiş. Yine rapordan aldığım şekliyle, ““Savaşın kritik bir cephesi de siber uzay ve bilgi ortamı olmuştur… İranlı gruplar sahte ‘Acil Durum’ SMS’leriyle panik yaratmaya çalışmış, derin sahte videolar ve sahte medya içerikleri bilgi ortamını manipüle etmiştir.”
Ben bu cümlelerden şunu anlıyorum: Her gördüğüme, duyduğuma inanmamalıyım.
Siyasi görüşüm ne olursa olsun devletin resmi kanallarından bilgi akışı sağlamalı, faydasız taşkınlıklardan kaçınmalıyım.

Ve ‘paylaşmadan önce doğrula’ refleksi geliştirmeliyim.

**

En önemli başlıklardan biri: Yerlilik! Raporda, “Askerî amaçlarla da kullanılabilecek sivil teknolojilerin denetimi, mümkün olması durumunda yerli alternatiflerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması şarttır. Özellikle kritik devlet kurumları ve personeli için yerli yazılım ve donanımlar zaruri hâle getirilmelidir.”
Başlı başına bir mesele! Ve hayatımıza giren Next Sosyal!
Bir kere bizim bugünden itibaren kullandığımız dijital hizmetleri çeşitlendirmemiz gerekiyor. En önemlisi ise yerli alternatifleri de heybeye koymak.
Sabah akşam Next Sosyal’de takıl diyen yok sana… Ama bulunsun. Çünkü lazım olacak.
X senin değil, Instagram senin değil, Facebook senin değil.
İstedikleri an; fişin çekiliyor. İndir, koy kenara! Lazım olacak arkadaş!

**

12 Gün Savaşı’yla ilgili MİT şu tespiti yapmış: “İsrail’in ağır askerî darbelerine maruz kalan İran’da bir halk hareketi ve akabinde rejim değişikliği olabileceği beklentisi karşılanmamış… İran halkının istikrar ve devlet düzenini önemsediği ortaya çıkmıştır.”
Bende bu madde özelinde Türk milletine güveniyorum! Biz en zor kriz anlarında gösterdiğimiz müthiş birlikteliklerle bu topraklarda 1.000 yıl Süper Güç olmuşuz!
Türk’e kriz var de, otur izle.
İnşallah, bu bağlamda bizim iç cephemizi de çökertemezler.

**

İran İsrail arasındaki 12 Gün Savaşı; bir önemli detayı daha gözler önüne serdi ve MİT buna vurguyu yaptı. “İran’ın devlet bankalarından Bank Sepah’ın ana veri merkezine sızarak tüm verileri imha ettiğini ilan etmiştir… İran’da geniş çaplı banka hizmeti kesintilerine yol açmış; müşteriler hesaplarına erişememiş, ATM ve kredi kartı işlemleri durma noktasına gelmiştir.”
ATM’lerin durma noktasına geldiğinden bahsediliyor.
Burada bize düşen; belli miktarlarda nakit para bulundurmak, manuel bir şekilde erişim sağlayacağımız alternatif yollar geliştirmek.
Uzun süreli enerji ve su kesintilerine karşı; aslında bir tasarruf idmanı yapmak da bize düşenlerden.
Ve tabi ki; banka kartlarımızın güvenliği, e-devlet bilgilerimiz, şifrelerimiz.
Bunların hepsini aslında bir tur değiştirip, hiçbir dijital ortama kayıt etmeyip, bir not kağıdında şifreleri saklamak bana son derece akılcı geliyor.

**

Ve bu paragraf da son olsun. MİT raporunda şu ifade benim dikkatimi çekti. “Modern harp yalnızca savaş alanında değil; aynı zamanda kabloların, sinyallerin, yazılımların ve veri akışının yönetildiği görünmez cephelerde de kazanılmaktadır.”
Peki bize düşen ne?
Farkında olacağız, tedbiri elden bırakmayacağız.
Felaket tellalı değil, hazırlıklı, bilinçli vatandaş olacağız.
Korkuya değil, bilgilenmeye ve hep birlikte hareket kabiliyeti ile akıl yürütmeye, yani istişareye yatırım yapacağız.
Belli ki; önümüzdeki günler dünya için karanlık.
Bizim en önemli hazırlığımız; moralimiz ve stratejik farkındalığımız olmalı.
Allah bu milletin ayağına taş değdirmesin.

İpucu

Tedbir kuldan, takdir Allah’tan.