Milattan Önce 535 – 475 yılında yaşamış Heraklitos o zamanlar da demiş ki; Aynı nehirde iki kez yıkanamazsın.
Yani hayat sürekli bir değişim ve gelişim içindedir.
Ezberlermiş, basmakalıp fikirler, kendi döneminde geçerli olabilir, hatta on yıllarca bu geçerlilik sürebilir. Fakat gün gelir; o gerçeklik de manasını yitirir.
Ben elimden geldiğince olayları yorumlarken; günün şartları üzerinden anlamaya ve algılamaya çalışıyorum.
PKK’nın silah bırakma hadisesi da tam olarak böyle.
**
Öncelikle muhalefetin, “Bizi her seçimde PKK ile yan yana getiriyordunuz” defansıyla ilgili kısa bir cümle kurmak gerek.
O dönemin şartlarında PKK uzantıları ile yapılan örtülü iş birliği; çareye neşteri vurabilmek amacı taşımıyordu. O dönemki örtülü birliktelik, iktidarı ele geçirmek adına yapılan örtülü bir ittifaktı. Bunlar benim sözlerim de değil. Muhatapların açık açık ifade ettiği, Erdoğan düşmanlığı bayrağı altında birleşen güçlerin sözleri idi.
Bu nedenle yaşadığımız silah bırakma sürecini desteklen insanlara böyle bir defans; bana göre sonu gelmeyen faydasız bir siyasi tartışmadan başka bir şey değil.
Kimse yaptığını kabullenmiyor çünkü. Kimse hesap vermiyor. Yaşıyor sadece.
**
Şimdi bugüne bakalım. Bugün hükümetin uzak görünmeyen bir hedefi var: Yeni anayasa.
Peki tüm bu PKK’nın silah bırakma olayı, sadece bir yeni anayasa değişikliği için mi yapılıyor dersiniz?
Sadece ülke içinde yaşanan gelişmelere odaklanmışsanız, tek kaynaktan akan bilgilerle hayatınızı yaşıyorsanız, evet. Kesin öyledir.
Ama madalyanın en büyük yüzüne gelelim.
**
Türkiye, PKK’yı tarumar etti. Hem içeride, hem de dışarıda. Öyle ki bu fareler, burnunu mağaralarından çıkaramayacak hale geldi. Bunu yaşadık ve gördük.
Yani bu devletin PKK ile çarpışmasıyla ilgili bir sorunu yok.
Sorun; nesillere kazanabilmek, kardeşlik bağlarını yeniden tesis edip, bu coğrafyaya barış içinde hükmedebilmekte.
**
Denklem çok basit: İran ve İsrail birbirlerinin varlık sebebi. İsrail ve Amerika, bu coğrafyadaki tüm ülkeleri vekil örgütler üzerinden rahatsız etti, kimisini yıktı. Kimisini yıkmaya çalıştı.
PKK da bir vekildi, İsrail’in vekili.
İran İsrail Savaşı bir hadiseyi net olarak gösterdi ki; İsrail karşısına bir devlet çıktığı zaman kendini savunmaktan aciz bir korkak sürüsü sadece.
Peki o zaman sorun ne?
Sorun; ideolojik olarak bir nesli kazanmış PKK’nın, bu bağlarını yok edebilmek.
Sorun; günün birinde İsrail ile çarpıştığımızda, veyahut çıkan bir dünya savaşında pozisyon aldığımızda, iç savaş tehlikesini ortadan kaldırmak.
Beğen ya da beğenme. Teröristbaşı, bebek katili Abdullah Öcalan bu güruhun üzerinde etkili.
Çok insan içine sindiremiyor, kabullenemiyor olabilir Abdullah Öcalan’ın onlara seslenmesini.
Ancak devlet çok büyük risk alarak, tüm hislerinden ve gururundan arınarak, tarihi bir çağı başlatmaya karar veriyor, türlü eleştirilerin yapılacağını bildiği halde, yarınları gördüğü ve tehlikeyi sezdiği için bu tarihi adımları atıyor.
Yukarıda saydığım bu küresel namussuzların bize karşı yıllardır bela ettiği bir örgütü masada feshediyoruz. Olayın büyüklüğünün idrağında değiliz bence hala.
PKK, silah bırakmak zorundaydı. Başka seçeneği yoktu. Ya ölecekler ya da teslim olacaklardı. Tekrar ediyorum; öldürmekte sorun yok. Ancak ya kitleler? Birbirimizi mi boğazlamalıydık?
PKK, artık yalnız kaldı.
PKK’nın bizimle savaşacak hiçbir zaman gücü yoktu, olmadı.
Devlet PKK’ya diz çökmedi. Devlet, nesilleri kazanmak için hisleri üzerine değil, geleceğin inşası üzerine bir plan yaptı.
Devlet PKK’nın tetiği tutan eliyle, silah arasındaki bağlantıyı kesti.
Eğer silahı bırakmasalardı, başlarına geleceklerle ilgili zaten gereken uyarıları devlet büyükleri alenen yaptı. Mecburlardı özetle.
**
Zaman zaman tansiyon yükselecek, PKK’lı teröristler karizmasını çizdirmemek için üstten üstten konuşacak, toplumun sinir uçlarıyla oynanacaktır. Bunlara ben şimdiden hazırım, baktığım yer kimin ne söylediği değil, coğrafyada neler yaşandığı. Bu darlığın sonu ferahlık inşallah.
Ve ben bu silah bırakma olayının, zaman zaman yaşanması muhtemel sabotajlara rağmen başarılı olacağına inanıyorum.
Çünkü bölgenin terörden arındırılması, Suriye, Irak, İran, Arap ülkeleri ve Avrupa’nın çıkarına.
Yani eskisi gibi PKK’yı destekleyecek bir Avrupa artık yok.
Eskisi gibi, “Türkiye’yi bölmeyi başarabiliriz” hayaline kapılan bir ABD yok.
“Dünyayı siyonistlerin yönettiği” dönem bitti.
Bizim, beyinlerimizi güncellememiz lazım.
Basmakalıp düşünceler artık geçerliliğini yitiriyor.
Göreceksiniz, yarın Filistin devleti de tanınacak.
Göreceksiniz, yarın terör devleti İsrail içine kapanacak. Golan tepelerini dahi terk edecek.
Göreceksiniz, yarın Türkiye’nin savunma sistemleri Suriye’de, Katar’da, Irak’ta, Yemen’de, Lübnan’da ülkeleri koruyacak.
Göreceksiniz, terörden arındırılmış bölgeden Kalkınma Yolu geçecek.
Yeni bir dönem başlıyor inşallah.
Orta Doğu için bir inşa süreci başlıyor.
Yok olma pahasına, tüm varlık nedenleriyle çelişme pahasına, tüm taraftarlarını kaybetme pahasına böylesini bir riski omuzlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin adını, eğer bu memleketi hakikaten terörden arındırır ve gerçek suçluları haykırmayı başarırsak, yıllar sonra altın harflerle tarihe yazacağız.
Allah hayırlara çıkarsın.
İpucu
Haksız bir davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olmayı tercih ederiz.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan



