Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısında tarihi bir konuşma gerçekleştirdi.
Birkaç gün önceden merak uyandıran, üzerine senaryolar kurulan konuşma, yıllarca açıp açıp izlenecek bir kıvamdaydı.
Yepyeni bir duyuru mu vardı? Hayır.
Şok olduğumuz bir gelişme mi ilan edildi? Hayır.
Ama öyle bir konuşma oldu ki; terör belasından kurtulduğumuz takdirde; dönüp dönüp açılacak, dinlenecek, şifreleri çözümlenecek bir seslenişti.
Bende konuşmayı dinlerken birkaç not çıkardım; aktarmak istiyorum.
**
Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıktığında AK Parti’nin yeni şarkısı takdim edildi ve burada, “Küresel Liderlik” vurgusu yapıldı.
Tamamen iç siyasete kilitlenmiş insanlar belki bu şarkıyı abartılı bulabilir. Fakat küresel lider vurgusu, geç kalınmış demeyeceğim fakat zaten 2020 yılından bu yana biraz dış politikayla ilgilenen insanların rahatlıkla gözlemleyebildiği bir olguydu. AK Parti de artık bunu ülke içinde işlemeye başlama kararı aldı. Doğru bir seçim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeşil takım elbisesi de küresel liderliğinin de kimliğini ifade ediyordu.
**
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Diyarbakır Cezaevini, beyaz torosları, bir gecede boşaltılan köyleri hatırlatarak; geçmiş dönemde devlet eliyle yaşanan olayların tahribatını kabullendiğini ve itiraf ettiğini gördük. Bu mesajların Kürt halkı üzerinde ciddi bir etkisi olacaktır.
**
Erdoğan, terörden beslenenlerin aç kalacağını, Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefinin korunacağını taahhüt etti. Şehitleri, şehit analarını hatırlattı.
“Ne yaptığımızı biliyoruz, bize güvenin. Yeni bir yüzyıl doğuyor” dedi.
**
Yanlış saymadıysam Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 defa Türk, Kürt ve Arap dedi.
Moğollar İslam beldelerine saldırdı çünkü Türk, Kürt, Arap ayrıydı.
Haçlılar işgale geldi, Türk, Kürt, Arap ayrıydı.
1.Dünya Savaşı’nda Kudüs’ü yitirdik, aramızda nifak tohumları vardı dedi ve ekledi:
“Bizler yani Türkler, Kürtler, Araplar ittifak yaptığımızda atlarımızın rüzgarı Çin Denizi’nden Adriyatik’e serin esintiler yaydı. Ne zaman ayrıldık; kaybettik, yenildik. Ne zaman ittifak yaptık, o zaman tarihe istikamet çizdik.”
Sanıyorum ki bu sözler yakın bir gelecekte; Türkiye, Irak ve Suriye arasında güçlü bir pakt ile, anlaşma ile taçlanacak. Bu üç devlet birlikte hareket edecek.
Ve olası bu birlikteliğin coğrafyaya nasıl yansıyacağını hep birlikte izleyeceğiz.
**
Bir önceki yazımda devletin ana amacının nesilleri birleştirmek ve kazanmak olduğunu ifade etmiştim.
Muhalefetin yaptığı defansla ilgili de, “İktidarı ele geçirmek adına hiçbir istikamet çizmeden terör örgütü uzantısıyla seçim ittifakı yapmak başka, terörü bitirmek için yapılan görüşmeler başka. Gerçekçi olalım. Bu ittifak, ‘o’ ittifak değil” demiştim.
Bunları hatırlatarak yine de sürecin, Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefine, dökülen şehitlerimize hiçbir saygısızlık olmadan, halkları kucaklaştırarak, şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekir.
Öyle bir tarihi noktadayız ki; toplumun her bir ferdinin gönlünü mutmain edebilmek adına maksimum mücadele verilmeli.
Çünkü süreç, her türlü manipüleye açık.
**
Dünkü konuşmadan DEM Parti’nin Cumhur İttifakı’na katılmasından ziyade, AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin, Terörsüz Türkiye adımı altında birlikte hareket edeceği sonucuna vardım ben. Hoş, bu saatten sonra DEM Parti, Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü önceleyen bir anlayışla siyaset yaparsa, istikametini bu yeni yola göre düzenler, içindeki ‘şahin’ grubu tasfiye etmeyi başarırsa, DEM Parti’nin Cumhur İttifakı’nda yer alması en çok onların hayrına olur.
Bu, yarının gündemi.
**
Ez cümle: Dünkü konuşma ile anladık ki; mevcut küresel sistemin yıkıldığı ve yenisinin oluşturulmaya çalışıldığı bu dönemde Türkiye, kendi yönünü kendi tayin ediyor.
Ne Batı, Ne Doğu. Ne Rusya, Ne Çin.
Türkiye bölgesel bir ittifakı, Türk, Kürt, Arap ayrışmasına izin vermeden, bölge ülkelerinin birlikte hareket edeceği bir model geliştiriyor. Bu modelin önündeki en büyük engel ise kuşkusuz PKK ve benzeri terör örgütleri idi.
Bakın Ermenistan’da Başbakan Paşinyan, “Türk soykırımı bize Sovyetler tarafından uyduruldu, buna inandırıldık” dedi.
Benzer itirafların, doğru bilinen yanlışların ortaya minik minik saçılacağı günler de yaşayabiliriz.
Ancak zihinleri güncellememiz lazım.
Burada Amerika istemeden hiçbir şey olmaz, Rusya olmadan hareket edemezsin, dünyayı İsrail yönetiyor gibi, geçmiş dönemde gerçeklik payı olan hadiseleri geride bırakmamız lazım.
Yeni bir şey geliyor.
Bir fırtına yaklaşıyor.
Güçlü-güçsüz tanımları bu dönemde değişebilir, büyük ülkeler küçülebilir, küçükler büyüyebilir.
Ezberlenmiş 20. Yüzyıl kodlarıyla dünyayı okursak, topal kalırız.
İlerleyen günlerde daha çok hadiseye tanıklık ederiz.
Allah milletimizin birliğini daim etsin.
Hayırla çıkılan her yolda bu devleti, bu milleti muzaffer kılsın, amin.
İpucu
Tüm büyük değişikliklerden önce kaos gelir.
Deepak Chopra



