Ücretli Öğretmenlik Nedir?
Türkiye’de öğretmen açığını kapatmak için başvurulan geçici bir istihdam modelidir. Ataması yapılmayan dersler için “ders başına ücret” esasına göre öğretmenler görevlendirilir. Sigorta sadece çalışılan gün kadar yatırılır.
Yaz tatili ve resmi tatillerde maaş ve sigorta kesilir; öğretmen tatilde işsiz sayılır.
Ücretli öğretmenler nöbet tutar, sınav hazırlar, ödev kontrol eder ama çoğu zaman kadrolu
meslektaşlarının yarısı kadar bile kazanamaz.
Kısacası bu sistem, kadrolu öğretmenin yaptığı aynı işi, çok daha düşük ücret ve
güvencesizlikle yaptırmaya dayanır.


Bir Öğretmenin Umutsuzluğu
Geçen gün bir öğretmenle konuştum. Sesi kısık, yüzünde yorgun bir tebessüm vardı.
“Haftada kaç saat derse giriyorsun?” diye sordum.
“Otuz saat” dedi.
“Peki maaşın?”
Başını öne eğdi: “Yirmi bin bile değil… Asgari ücretin altında.”
Sonra bana dönüp şu cümleyi kurdu:
“Ben öğrencilerime umut aşılamaya çalışıyorum ama kendi hayatımda umut kalmadı.”
İşte bu cümle, ücretli öğretmenliğin acı gerçeğini özetliyor.


Sistemin İşleyişi ve Adaletsizlik
Ücretli öğretmenlik, kısa vadede devlete tasarruf sağlıyor gibi görünse de uzun vadede
eğitimin kalitesini ve sürekliliğini yok ediyor.
Haftada 30 saat derse giren bir ücretli öğretmen, sınav hazırlıyor, ödev kontrol ediyor, nöbet
tutuyor… Ama çoğu zaman maaşı 20 bin lirayı bile bulmuyor. Tatillerde maaşı kesiliyor,
sigortası eksik yatırılıyor.
Kadrolu öğretmenle karşılaştırıldığında adalet ve meslek onuru yerle bir oluyor.
Veriler Ne Diyor?
Rakamlar bu tabloyu daha görünür kılıyor:
● 2023-2024 eğitim yılında ücretli öğretmen sayısı yaklaşık 66 bin 780 idi.
● 2024-2025’te bu sayı 86 bin 136’ya yükseldi. Yani yalnızca bir yılda 13 binden fazla
artış oldu.
● En çok ücretli öğretmen çalıştıran il İstanbul: yaklaşık 19 bin 757 kişi.
● Mezuniyet durumlarına bakıldığında:
○ Eğitim Fakültesi mezunları: 38 bin 602
○ Diğer lisans mezunları: 39 bin 463
○ Ön lisans mezunları: 8 bin 71
Yani ücretli öğretmenlerin yarısından fazlası eğitim fakültesi dışındaki
bölümlerden geliyor.
Alanlara göre dağılım ise şöyle:
● Branş derslerinde: 30 bin 356
● Özel eğitimde: 23 bin 778
● Sınıf öğretmenliğinde: 23 bin 276
● Okul öncesinde: 8 bin 726
Bu tablo, özellikle özel eğitim gibi uzmanlık gerektiren alanlarda dahi çok sayıda ücretli
öğretmenin çalıştırıldığını ortaya koyuyor.
Maaş, Yük ve Eşitsizlik
Ücretli öğretmenlerin gelirleri sabit değil, tamamen derse girdikleri saate bağlı:
20 saat derse giren bir öğretmenin aylık kazancı yaklaşık 13 bin 250 TL.
40 saat derse girenin ise yaklaşık 24 bin 750 TL.
Ancak bu sadece tam ay çalışıldığında geçerli. Tatillerde maaş kesiliyor. Çoğu öğretmen yılın
yarısında asgari ücretin altında kalıyor.
Öğrenciye Yansıyan Belirsizlik
Ücretli öğretmenlik yalnızca öğretmeni değil, öğrenciyi de vuruyor. Görev süreleri belirsiz
olduğu için öğrenciler öğretmenlerine güvenemiyor, bağ kuramıyor.
Bir çocuk soruyor:
“Hocam, seneye de bizim öğretmenimiz olacak mısınız?”
Yanıt çoğu zaman aynı:
“Bilmiyorum.”
Özellikle kırsal bölgelerde bu belirsizlik, şehirdeki ve köydeki çocuk arasında derin bir
eşitsizlik yaratıyor.
Onurlu ve Güvenceli Eğitim
Artık açıkça söylemek gerekir: Ücretli öğretmenlik kaldırılmalı.
● Kadrolu atamalar artırılmalı, norm kadro açığı kapatılmalı.
● Eğitim fakültelerinin kontenjanları ülkenin gerçek ihtiyacına göre planlanmalı.
● Öğretmenlik toplumun gözünde tekrar saygın bir meslek hâline getirilmeli.
Bugün öğretmenine değer vermeyen bir ülke, yarın öğrencisinden başarı bekleyemez.
Ücretli öğretmenlik kaldırılmalı; çünkü bir ülkenin yarını, asgari ücretin altında maaş alan,
tatilde bile güvencesiz bırakılan öğretmenlerle değil, onurlu ve güvenceli öğretmenlerle
kurulabilir.