Düşünün. Yıllardır bu kent üzerinden milyonlar kazanıyorsunuz.
Doğru düzgün seveniniz yok.
Arkanda duranınız yok.
Sahip çıkanınız yok.
“Yazık adamlara” diyeniniz yok.
Nereden mi bahsediyorum?
**
Adil Üstündağ diye bir adam.
Bir şekilde kabus gibi çökmüş Kartepe’nin üstüne.
Kim imtiyaz vermişse vermiş, o da kimseyi tanımadan yıllardır sömürüyor Kartepe’yi.
Otel ücretleri, park ücretleri, bu kentin insanını Kartepe’den uzak tutmak adına yapılan her kötülük organizasyonunun içinde varlar sağ olsunlar.
Helal olsun onlara.
Geçtiğimiz günlerde yapılan neticeler nedeniyle, korku imparatorluğu gibi bir otele dönüşen Kartepe Green Park’ı mühürlediler.
Gittiler itiraz ettiler, bu pazartesiye kadar süre aldılar.
Eğer eksikler devam ediyorsa, Kartepe Belediyesi Green Park Otel’i mühürleyecek.
Başkan Mustafa Kocaman öyle söylüyor.
**
Sayın başkan Mustafa Kocaman’ı da Kartepe Belediyesi ekiplerini de tebrik ederim.
Kartepe Green Park Otel ve Adil Üstündağ, bu kentin ekmeğini yemelerine karşın bu kent insanının hep karşılarında oldular.
Bence kendilerinden utanmalılar.
Bir tane arka çıkanları yok.
Bir tane ‘yazık’ diyenleri yok.
Bir tane, “Ya adamın tam iş yapacağı zaman bu yapılır mı?” diyenleri yok.
Fotoğraf net.
Bir kenti kendilerinden nefret ettirmişler.
Yazık, utanın kendinizden.
Ustanın ölümü
Seveni, sevmeyenlerinden daha çoktu.
İnternet medyasının erken dönemlerinde çok kızdık ona, yalan yok.
Çünkü böylesi bir ustanın; çağın gazetecilerine yukarıdan bakmasını ve ötelemesini sindirememiştik.
Günler geçti, Özgür Kocaeli Gazetesi’nden ayrıldı, internet medyasında çalıştı ve döndü Mavi Kocaeli Gazetesi’nin başına.
Sevgili İslam Keleş ve son anına kadar yanından bir adım ayrılmayan Tuğrul Kırankaya’ya teşekkür etmek gerek.
Ömrünün son döneminde sevdası olan kağıt gazeteyle buluşturdular rahmetli Çiğit’i.
Yine ömrünün son dönemlerinde, eski dostlarıyla barıştırdılar İsmet Çiğit’i.
Belki de en kıymetlisi bu oldu.
Bugün İzmit Fevziye Camii’ndeki cenazesindeydim.
Aman Allah’ım, o ne kalabalıktı öyle!
Kentin her kesiminden yüzlerce insan, İsmet Çiğit’i son yolculuğuna uğurlamak için oradaydı.
Bu kentte büyük bir gazeteci göçtü.
Tekrarının olmayacağı nadide bir film tadında bir adam göçtü.
Allah rahmet eylesin, rahmetiyle muamele eylesin.
Başta ilkokul arkadaşım Emir olmak üzere, Çiğit ailesine sabırlar dilerim.
Üniversite hocalarına çağrımdır!
Artık…
Uluslararası hukuk, özgürlük, demokrasi gibi kavramları anlatmayın evgili hocamalarım!
Uluslararası hukuk hiç yoktu, biz varmış gibi davranıyorduk.
Hiç yoktu ama devletler yalandan da olsa varmış gibi davranıyordu.
Amerika Birleşik Devletlerinin Venezüella lideri Maduro’yu kaçırıp, aracın içinde New York sokaklarında sergilemesi ile birlikte uluslararası hukuk kavramının mezarına toprak atıldı demek isterdim, ama atılmadı. O mezara işedi Amerika Birleşik Devletleri.
Artık kimin gücü kime yetiyorsa, ona dalacak.
Özgürlükmüş, insan haklarıymış, cart curt.
Zaten yoktu da artık hiç yok.
O yüzden sevgili hocalarım!
Üniversite müfredatlarına gerçekleri ekleyin.
Uluslararası hukuk gibi safsataları geçiniz.
Gerçeği anlatınız, gerçeği.



