Son yıllarda gazete manşetleri ve sosyal medya akışları içimizi burkan bir gerçeği sürekli önümüze koyuyor: Sınıfta darp edilen öğretmenler, okul bahçesinde zorbalığa uğrayan çocuklar, velilerin karıştığı şiddet olayları…
Bir zamanlar güvenle emanet edilen o “kutsal yuvalar”, bugün ne yazık ki toplumsal öfkenin sahnesine dönüşüyor.
Sormak gerekiyor:
Ne zaman kalemi kılıçtan keskin gören bir anlayıştan, kalemi tutan ellere yönelen bir öfkeye savrulduk?
Okul, Toplumun Aynasıdır
Eğitimde şiddeti yalnızca okulun içinde aramak, gerçeğin sadece bir parçasını görmek demektir. Okul; evin, sokağın ve toplumun bir yansımasıdır.
Eğer bir toplumda şiddet bir “hak arama yöntemi” olarak görülmeye başlanmışsa, televizyonlarda, dijital platformlarda ve gündelik yaşamda kabalık normalleşmişse, bu kültürün okul kapısından içeri girmesi kaçınılmazdır.
Çocuklar duyduklarını değil, gördüklerini öğrenir.
Eğer bir çocuk sorunlarını konuşarak değil de güç kullanarak çözmeyi öğreniyorsa, bu sadece okulun değil, toplumun sorunudur.
Öğretmen Güvende Değilse, Gelecek Yoktur
Bugün bir öğretmenin sınıfa endişeyle girmesi, bireysel bir mesele değildir. Bu, toplumun geleceğine dair ciddi bir alarmdır.
Çünkü bilginin otoritesi zayıfladığında, boşluğu kaba kuvvet doldurur. Eğitimin geri çekildiği yerde ise cehalet büyür, suç kök salar.
Eğitimciye uzanan her el, aslında toplumun kendi geleceğine indirdiği bir darbedir.
Çözüm: Sadece Güvenlik mi?
Okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması, hukuki yaptırımların caydırıcı olması elbette şart. Ancak mesele sadece kapıya konulan güvenlik görevlisiyle çözülemez.
Asıl ihtiyaç, zihniyet dönüşümüdür.
• Değerler eğitimi, akademik başarı kadar önemsenmeli
• Aileler, çocuklarına şiddeti meşrulaştırmayan bir dil kazandırmalı
• Toplum, eğitimciye yönelik şiddetin ağır sonuçlarını içselleştirmeli
Kısacası sorun sadece okulda değil, zihinlerdedir.
Eğitimde şiddeti durdurmak bir asayiş meselesi değil, bir gelecek meselesidir.
Okulları yeniden “barışın merkezi” haline getirmeden, sokaklarda huzur aramak mümkün değildir.
Unutmayalım:
Bir okulun ışığı sönerse, o karanlık sadece sınıfta kalmaz…
Bütün bir şehri içine alır.
Ve ne yazık ki Şanlıurfa’da yaşanan üzücü olay, bu gerçeği bir kez daha yüzümüze çarptı. Eğitim yuvalarında yaşanan her şiddet haberi gibi, bu olay da hepimizin yüreğinde derin bir sızı bıraktı.
Bu vesileyle yaşananlardan duyduğum derin üzüntüyü ifade ediyor; eğitim camiasına ve etkilenen herkese sabır diliyorum.
