Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tahliye taahhütnamesiyle ilgili emsal niteliğinde bir karara imza attı. Karara göre, kiracı ile ev sahibinin sonradan yeni bir kira sözleşmesi imzalaması halinde önceki tahliye taahhütnamesi geçerliliğini yitiriyor.
Kiracı ile ev sahipleri arasında sıkça yaşanan tahliye taahhütnamesi anlaşmazlıklarına ilişkin önemli bir yargı kararı çıktı. Haber Global’de yer alan habere göre, dava Antalya’nın Manavgat ilçesinde bir iş yeri kiralamasından kaynaklandı. Kiraya veren, 23 Kasım 2022 tarihli tahliye taahhütnamesine dayanarak icra takibi başlattı.
KİRACI TAHLİYE TAAHHÜDÜNE İTİRAZ ETTİ
Kiracının takibe itiraz etmesi üzerine kiraya veren, itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi talebiyle dava açtı. Kiracı ise kira ilişkisi devam ederken baskı, tehdit ve hileyle yeni kira sözleşmesi ile tahliye taahhütnamesini imzalamaya zorlandığını, belgenin serbest iradesiyle verilmediğini öne sürerek davanın reddini istedi.
Manavgat 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu incelemesinde imzanın kiracıya ait olduğunun belirlenmesi üzerine davanın kabulüne, itirazın iptaline ve kiralananın tahliyesine karar verdi. Kararın kesin olması nedeniyle Adalet Bakanlığı, kanun yararına temyiz başvurusunda bulundu.
YARGITAY’DAN EMSAL NİTELİĞİNDE DEĞERLENDİRME
Başvuruyu inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1 maddesine dikkat çekerek geçerli bir tahliye taahhütnamesi için belgenin yazılı olması, kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından düzenlenmesi, tahliye tarihini içermesi ve taşınmazın tesliminden makul bir süre sonra verilmesi gerektiğini hatırlattı.
YENİ KİRA SÖZLEŞMESİ TAHLİYE TAAHHÜDÜNÜ GEÇERSİZ KILIYOR
Daire, somut olayda tahliye taahhütnamesinin düzenlenmesinin ardından taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi imzalandığını ve kira ilişkisinin yenilendiğini tespit etti. Ayrıca davacı vekilinin de tarafların anlaştığını ve davanın konusuz kaldığını bildirdiğine dikkat çekildi.
Bu gerekçelerle Yargıtay, yeni kira sözleşmesi nedeniyle önceki tahliye taahhütnamesinin hükümsüz kaldığını değerlendirdi. Yerel mahkemenin bu durumu dikkate almadan karar vermesini usul ve yasaya aykırı bulan daire, Adalet Bakanlığının talebini kabul ederek yerel mahkeme kararını 5 Mayıs 2026 tarihinde oy birliğiyle kanun yararına bozdu.


