Gen-çevre etkileşiminin bireyin yaşamında ve kişisel sağlığında önemi büyüktür. Sağlığı etkileyen çevresel faktörlerden biri de beslenmedir. Beslenme ile ilişkili birçok hastalığın çok sayıda gen ile bağlantılı olduğu gözlemlenmiştir.
Bu etki sebebiyle; kompleks veya kronik hastalıkların önlenmesinde, tedavisinde, sürecin daha etkin ve sağlıklı yönetilmesinde, bireyin daha sağlıklı bir yaşam sürmesinde doğru beslenme büyük etki payına sahiptir. Besin maddeleri, farklı hücresel mekanizmalar aracılığıyla gen yapısını veya gen ifadesini değiştirebilmektedir.
Gen-diyet etkileşimi çözümlendikçe çok sayıda kompleks ve kronik hastalığın önlenebilmesi veya etkilerinin azaltılabilmesi için uygun beslenme şekillerinin bireye özgü hazırlanmasının büyük bir öneme sahip olduğu gözlemlenmiştir.
Genetik yapıya uygun olmayan bir diyet, bazı hastalık gruplarının aktivasyonuna sebebiyet verebilmektedir. İnsan genomu; enerji metabolizması, tokluk ve iştah, büyüme, besin emilimi ve diğer birçok beslenmeyle ilgili süreçte etkili, çok sayıda genetik varyanta sahiptir.
Genetik ve hormonal etkenler insanın yeme davranışında etkinlik göstermektedir. İştah ya da yeme isteği, hormonal ve sinirsel mekanizmaların etkileşimleriyle düzenlenmektedir. İştah uyarıcı ve iştah engelleyici iletim sistemleri, hedef bölgelere sinyaller göndererek yeme davranışını doğrudan denetim altında tutarlar. Bu sebeple iştah kontrolünde hormonların etkisi büyüktür.
Özellikle erken yaşlarda başlayan aşırı şişmanlıkta, besin alımının denetimindeki hormonal ve genetik bozuklukların önemli bir paya sahip olduğu kabul edilmektedir.
Beslenme düzeninin bireye özgü planlanması ve uygulanması; bazı besin gruplarının bileşenlerinin kişiye özgü olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, doktorlar, diyetisyenler ve diğer sağlık profesyonellerinin bir arada çalışarak bireylere sunacağı değerli ve pozitif etkilere sahip bir uygulama alanı oluşturacaktır.
Sonuç olarak, genetik yapı ile çevresel faktörlerin, özellikle de beslenmenin, bireyin sağlığı üzerindeki belirleyici rolü artık göz ardı edilemez bir gerçektir. Gen-diyet etkileşiminin daha iyi anlaşılması, hastalıkların yalnızca tedavi edilmesini değil, ortaya çıkmadan önce önlenmesini de mümkün kılmaktadır.
Her bireyin genetik farklılıklar taşıdığı göz önüne alındığında, “tek tip” beslenme yaklaşımlarının yerini kişiye özgü beslenme planlarının alması kaçınılmazdır. Bilimsel temellere dayanan, genetik profili dikkate alan ve uzmanlar tarafından bütüncül bir yaklaşımla oluşturulan beslenme modelleri; sağlığın korunması, yaşam kalitesinin artırılması ve kronik hastalık yükünün azaltılmasında önemli bir anahtar niteliği taşımaktadır.







