Yaşadığımız şey şu: dışarıdan içeriye doğru gelen bir akıl var.
Uzun zamandır konuştuğum, düşündüğüm, dinlediğim bir olgu var.
Türkiye, yüz yılda gelen bir fırsatın tam göbeğinde.
Dünya yeniden paylaşılırken; bölgesel güçlerin yükseleceği çok kutuplu dünyada bir kutupbaşı adayıyız. Adayı fazla hatta, kutupbaşıyız.
Ancak kendi yönetim mekanizmamızda bir re-organizasyon yapmaz isek, bu tarihi fırsatı elimizin tersi ile itmemiz de son derece kuvvetli ve korkutucu bir seçenek.
İktidarından, bürokrasisinden, muhalefetinden… Hepsini kapsayan bir re-organizasyon.
**
Bugün birçok kurumda risk almaktan aciz, koltuğunu korumak adına usulsüzlüklere göz yuman genel müdürleri, yöneticileri, daire başkanlarını, müdürleri görüyoruz.
Bir ahtapot gibi devletin birçok kurumuna sirayet etmiş bu kategorideki insanlar mevcut.
Kurumsal hafızanın önemsenmediği, liyakate dikkat edilmeden atamaların yapıldığı, kendi evlerinde yapılan hırsızlıklardan dahi sorumluluk hissetmeyen yöneticileri, gerek medyadan duyuyor, gerekse fiskoslardan dinliyoruz.
Peki bu düzen ne kadar böyle devam edebilir?
Türkiye; yeniden paylaşılan bu dünyada kutupbaşı olacaksa, bu basiretsizlik ve vurdumduymazlıkla ne kadar başarılı olabilir?
Ya da bu başarıyı sürdürebilir?
Dış dünyadaki başarımızdan bahsediyorum.
**
Bu sebeple ben her alanda gördüğümüz operasyon silsilesinin süreceğini öngörenlerdenim.
Ayrıca; dünyanın birçok ülkesinde mevcut operasyonların olduğunu görüyoruz.
Mesela Donald Trump, Amerika’da Yolsuzluk İhbarcıları Teşvik Programını başlattı.
Acayip işler dönmüş, yolsuzluğu bildirene ödül veriyor.
Çin ve Rusya’da yolsuzluğu yapanlar ya idam ediliyor, ya kalp krizi geçiriyor ya da Allah’ın işi balkondan falan düşüyor, ayağı kayıyor.
**
Gelelim fon skandalına.
Birçok vurgun hadisesinden çok daha sarsıcı oldu.
Soygun öyle böyle değil. Tüm Türkiye’yi hortumlayan bir akıldan bahsediyoruz.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanması da yeterli değil halk nezdinde.
Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönül vermiş seçmenler, perdenin arkasında kim varsa ortaya saçılmasını istiyor.
Saçılmalı da.
Hırsızın partisi olmaz.
Milletin emanetine böyle aşağılıkça hıyanet edenler, iki dünyada da kahr-u perişan olsun.
Şu Cuma saatinde dileğim budur.
**
Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon skandalına adı karıştığından bu yana AK Partili seçmenleri, siyasetçileri dikkatle gözlemliyorum.
Müthiş bir öfke var. Ceza istiyorlar, kelle istiyorlar.
Asla ama asla sahip çıkmıyorlar.
Dönüyorum; Yeni Parti’ye bakıyorum.
Yeni Partililerin fon skandalında söylediği sözlerin tesiri olabilmesi için, kendi içerisinde yaşanan yolsuzluklara, patlayan skandallara da aynı ağırlıkta tepki vermesi, harekete geçmesi gerekmez mi?
Bu yapılmadıktan sonra sözlerin tesiri ne kadar olur?
**
En net örneklerinden birini yaşadık: Mustafa Sarıgül.
Mustafa Sarıgül hakkındaki iğrenç ötesi, mide bulandıran beyanatlara yer vermeyeceğim.
Ama oğlu Emir Sarıgül’ün itiraflarını isteyenler arama motorundan bulabilir.
Hal böyleyken Mustafa Sarıgül pişkin pişkin çıkıp ne demişti Sözcü’den Saygı Öztürk’e?
“Yeni Parti’ye yardım ettiğim için bana bu operasyon yapılıyor.”
Peki İBB’nin eski başkanı Ekrem İmamoğlu ne demişti?
“Cumhurbaşkanı adayı olacağım diye bana operasyon yapılıyor.”
Ne kadar birbirine benzer değil mi?
**
Diyeceğim şu: Sözün tesiri için hareket gerekiyor.
Mustafa Sarıgül’le ilgili bunca itiraf ayyuka çıkmış, oğlu bile konuşurken Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in çıkıp, “Mustafa Sarıgül’ü ihraç ediyorum” diyememesinin altındaki yanıtı haddinden fazla merak ediyorum.
Hakkında bunca iddia, tanık beyanı olan bir adam çıkıyor önce, “Üyeliğimin askıya alınmasını isteyeceğim” diye açıklama yapıyor.
Sonra gidiyor gururla, “Partimden istifa ediyorum” diyebiliyor.
Nasıl oluyor da Özgür Özel Mustafa Sarıgül’ü partiden atamıyor?
Mustafa Sarıgül’ün dokunulmazlığının kaldırılması TBMM’ye geldiğinde, ben burada Özel ve Yeni Parti’nin refleksini çok ama çok merak ediyorum.
**
AK Partilisi, CHP’lisi, Yeni Partilisi, MHP’lisi, BBP’lisi benim için fark etmez.
Bu milletin parasını kim çalmışsa, Allah onu her iki cihanda da zelil etsin.
Bu milletin parasının çalınmasına kim göz yumuyorsa ve yumacaksa, Allah onları her iki cihanda da zelil etsin.
Oydu, buydu, şuydu, demeden gelin bu ortak paydada buluşabilelim şu aziz vatanın içerisinde.
Yoksa herkesin birbirine diyecek çok fazla “ama”sı var.









Yorumlar (0)