Yaz yavaş yavaş elini eteğini çekiyor. Kalabalıklar azalıyor, bavullar kapanıyor, yollar sessizleşiyor. Ve bizler, her mevsimin sonunda olduğu gibi, yine kendi evimize dönüyoruz. Çünkü insanın evi sadece bir adres değildir. Evi, özü, kalbinin en derin köşesidir.
Ben de bu yaz, çok kolay günler yaşamadım. Hayat, bazen insana kendi sınırlarını hatırlatır. Bir psikolog olarak farkındalığım hep yanımda olsa da, bazı yaraları sadece zaman sarar. Bunu gizleyecek değilim. Ama şunu biliyorum ki; her zor dönem, insanı kendine daha da yaklaştırır. Ve aslında en büyük dönüş, eve – yani özümüze – dönüşümüzdür.
Tecrübe dediğimiz şey, sandığımız gibi güzel anıların birikimi değildir. Tecrübe, zor günlerin öğrettikleridir. Kırıldığımız, yorulduğumuz, vazgeçmek istediğimiz ama yine de ayakta kaldığımız anlardır. İşte bizi güçlü kılan, bugün hâlâ nefes almamızı sağlayan da onlardır.
Bir yaz daha bitti. Şimdi Eylül geliyor. Eylül; yeni başlangıçların, yeni heyecanların, yeniden inanmanın ayıdır. Belki bu yaz kalbimiz kırıldı, hayallerimiz yarım kaldı. Ama unutmayalım: Kalp kırıkları da bir gün onarılır. Biz onlara rağmen yeniden güleriz, yeniden başlarız.
Evinize dönün. Kendinize dönün. Çünkü her şeyin ötesinde, güvenebileceğiniz en sağlam yer orasıdır. Nerede olursak olalım, hangi yollardan geçersek geçelim, sonunda bulduğumuz yer yine kendimiziz. Ve kendimize döndüğümüzde, aslında hayata da yeniden başlarız.







