Şanlıurfa’da TEKNOFEST’i gezerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Biz gerçekten ne kadar değiştik?

Çünkü bundan yıllar önce Türkiye denildiğinde teknoloji konusunda başkalarının ürettiklerini kullanan, kendi ihtiyaçlarını dışarıdan karşılamaya çalışan bir ülke görüntüsü vardı. Bugün ise aynı Türkiye’nin gençleri; insansız hava araçlarından yapay zekâya, savunma teknolojilerinden elektrikli araçlara kadar birçok alanda projeler geliştiriyor.

İşte TEKNOFEST’in benim için en önemli tarafı tam olarak burada başlıyor.

Ben TEKNOFEST’i yalnızca uçakların gökyüzünde yaptığı gösterilerden, stantlardan veya kalabalıktan ibaret görmüyorum. Burada asıl mesele, Türkiye’nin üretme iradesinin toplumun önünde sergilenmesi.

Şanlıurfa gibi tarih boyunca medeniyetlerin buluşma noktası olmuş bir şehirde, bugün geleceğin teknolojilerini konuşuyoruz.

Bu bana oldukça anlamlı geliyor.

Bir tarafta binlerce yıllık tarih, diğer tarafta geleceğin teknolojileri…

Geçmişini bilen fakat geleceğe bakmaktan korkmayan bir ülke görüntüsü çıkıyor ortaya.

TEKNOFEST alanında dolaşırken özellikle gençlere bakıyorum.

Gözlerinde yalnızca merak yok.

Bir şeyler üretme isteği var.

“Ben de yapabilirim” duygusu var.

Bence Türkiye’nin ihtiyacı olan en önemli şeylerden biri de tam olarak bu özgüven.

Çünkü teknoloji yalnızca fabrikalarda veya laboratuvarlarda üretilmez. Önce insanların zihninde üretilir.

Bir genç, karşısındaki yerli bir hava aracına bakıp “Bunu ben de geliştirebilirim” diyorsa, aslında Türkiye’nin geleceğine yatırım yapılmış demektir.

Bugün burada gördüğümüz araçlar, sistemler ve teknolojiler elbette bir anda ortaya çıkmadı. Arkasında mühendisler, teknisyenler, girişimciler, öğrenciler ve yıllarca verilen emek var.

Fakat bundan daha önemlisi bir zihniyet değişimi.

“Yapamayız” anlayışından “Daha iyisini nasıl yaparız?” anlayışına geçiyoruz.

Benim dikkatimi çeken nokta da bu.

Türkiye’nin önünde hâlâ çözmesi gereken çok sayıda ekonomik, teknolojik ve sosyal mesele var. Bunları görmezden gelmemeliyiz. Ancak eksiklerimizi konuşurken elde ettiğimiz başarıları da küçümsememeliyiz.

Çünkü güçlü ülkeler, başarılarıyla övünürken eksiklerini de açıkça görebilen ülkelerdir.

TEKNOFEST’in bize vermesi gereken mesaj bence çok net:

Türkiye sadece teknoloji kullanan bir ülke olmak zorunda değil. Türkiye teknoloji geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olabilir.

Bunun yolu ise gençlerden geçiyor.

Şanlıurfa’da gördüğüm kalabalık bana şunu düşündürdü:

Belki bugün çocuklarımız TEKNOFEST alanında sergilenen teknolojilere bakıyor.

Ama yarın o teknolojilerin başında onlar olacak.

Bugün başkalarının ürettiği sistemleri inceliyorlar.

Yarın kendi sistemlerini üretecekler.

Bugün gökyüzündeki uçakları izliyorlar.

Yarın belki de o uçakları tasarlayacaklar.

İşte TEKNOFEST’in gerçek hikâyesi bana göre burada.

Bu sadece bir festival değil.

Bu, bir neslin hayal kurmasına vesile olan büyük bir buluşma.

Şanlıurfa’dan baktığımda Türkiye’nin geleceğini yalnızca gökyüzünde uçan araçlarda değil, o araçlara heyecanla bakan çocukların gözlerinde görüyorum.

Ve açıkçası…

Gelecek için bundan daha değerli bir görüntü düşünemiyorum.