Artık vatandaş, belediyecilikte hamaset istemiyor.
Gösterişli nutuklar, övünç dolu “ben yaptım, ben ettim” söylemleri inandırıcılığını çoktan yitirdi. Halk; sahici, dürüst, adil, çözüm odaklı yönetim istiyor. Belki birkaç yalaka tayfası hâlâ alkış tutar ama milletin gözü artık açık, kulağı gerçeği duymakta, gönlü samimiyeti aramakta.
Belediye başkanlığı makamı; güç, ayrıcalık, gösteriş değil sorumluluk makamıdır. O koltukta oturan kişi;
Şehrin altyapı sorunlarına kalıcı çözümler üreten,
Trafik karmaşasına, çevre kirliliğine, plansızlığa son verebilen,
İhaleyi ahbap çavuşa değil, hak edene veren biri olmalıdır.
Kentin sorununu masada değil, sahada görmelidir. Halkın vergisiyle bina yapıp, sonra vakıf adı altında siyasi yandaşlara hibe etmeye kalkan bir anlayışa bu halk artık geçit vermeyecektir.
Şeffaf, denetime açık, dürüst bir yönetim anlayışı şarttır.
Bir gününü engelli vatandaşla geçirip onların çilesini anlamayan, toplu taşımayı 30 yıl sonrasını düşünmeden planlayan bir belediye, geleceği inşa edemez. Kentli; ulaşılabilir, nefes alınabilir, yeşil alanlarıyla huzur veren bir şehir ister.
Kültürel, sportif, sosyal alanlarda her yurttaşın kendine yer bulduğu bir yaşam alanı talep eder.
Şehirlerimizi ucuz LED ışıklarıyla süsleyip görgüsüzlüğü parıltıya çeviren değil, kentin ruhunu estetikle buluşturan yönetimler özleniyor.
Arazi rantını eşe dosta peşkeş çeken değil, kentin ortak menfaatini koruyan yöneticiler bekleniyor.
Belediye başkanı, çalacaksa enstrüman çalan, dikecekse fidan diken, bölecekse ekmeğini bölen insan olmalıdır.
İşçinin alın terine saygı göstermeli, taşerona mahkûm edilen emekçinin hakkını korumalıdır.
Açtığı çukuru o gün kapatamıyorsa, yurttaş düşmesin diye tedbirini almalıdır.
Sokak hayvanlarını katletmek değil, onlara yaşam alanı oluşturmak bir vicdan meselesidir.
Oy toplamak uğruna megafonlu araçlarla mahalle mahalle dolaşmak, vatandaşa hizmet değil eziyettir.
Kaldırımları reklam panolarına boğup yayaya yol bırakmayan bir belediyecilik anlayışı artık kabul görmüyor.
Halk; yanına oturup çay içebileceği, derdini anlatabileceği, ulaşılabilir bir başkan istiyor.
Kendi işçisine saygılı, meclis üyelerini figüran görmeyen, fikir danışan, istişare eden, egosundan arınmış bir yönetim anlayışı bekliyor.
Kentliyle paylaşarak proje üreten, yenilikleri takip edip kendi kentine uyarlayan, kolaylaştıran, kırıp dökmeyen bir belediyecilik…
İşte vatandaşın özlediği budur.
Belediye başkanlığı; “ben bilirim” makamı değil, “biz yaparız” anlayışının hayat bulduğu yerdir.
Makama yakışır bir edep, halka yakışır bir hizmet gerektirir.
Kent, ancak o zaman nefes alır…
Ve vatandaş, ancak o zaman “benim şehrim” diyerek sahip çıkar.



1 Yorum
Ağzına sağlık, yerel yönetimden daha çok şeffaflık ve samimiyet bekliyoruz! 👏🏽🤝 #YerelYönetim #Vatandaş #Güven