Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Çevre ve İklim Medya Programı” kapsamında uluslararası gazetecilerle buluşarak İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi’ni anlattı. Dev proje, COP31 sürecinde Türkiye’nin çevre vizyonunun önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Avrupa’nın en büyük çevre projesi uluslararası gündemde
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin çevre alanındaki en önemli yatırımlarından biri olan İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi, uluslararası basının dikkatini çekmeye devam ediyor. Türkiye’nin Kasım 2026’da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi öncesinde proje, dünya kamuoyuna örnek bir çevre hamlesi olarak sunuluyor.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Çevre ve İklim Medya Programı” kapsamında Kocaeli’yi ziyaret eden gazeteciler, projeye dair detayları doğrudan Başkan Tahir Büyükakın’dan dinledi.
“5 yılı değil, geleceği düşündük”
Başkan Büyükakın, çevre yatırımlarının kısa vadeli politikalarla değerlendirilemeyeceğine dikkat çekerek, “Politika yapmanın kısa vadeli bir yanı var. Politikacılar, 5 yıl seçildiği için genellikle bu süreçte netice alacakları işler yapmaya odaklıdırlar. Ama odak noktanız çevre olduğunda neredeyse hiçbir konuda 5 yılda sonuç almak mümkün değildir” dedi.
İklim krizinin küresel bir sorun olduğunu vurgulayan Büyükakın, dayanışmanın önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Tek başınıza sizin maske takmanız pandemiyi engellemedi. Diğerleri de maske takmazsa pandemi yayılmaya devam ediyor. İklim krizi de böyle bir şey. Birlikte hareket etmek gerekiyor.”
“Popülizm için harcayabilirdik”
Projeye ayrılan bütçenin büyüklüğüne değinen Büyükakın, çevre yatırımlarının siyasi açıdan zor ama gerekli bir tercih olduğunu ifade etti. “Mesela Dip Çamuru Temizliği için 150 milyon dolar gibi dev bir bütçe kullanılıyor. Böyle bir bütçeyi popülizm için kullanabilirdik. Dezavantajlı kesimlere büyük kaynaklar ayırabilir, bunu çok güzel bir politika ambalajı içinde sunabilirdik. Bu politik olarak da doğru olurdu. Ancak biz tercihimizi çevreden yana kullandık. Dolayısıyla 150 milyon doları denizi temizlemeye harcamak yerine başka alanlara yönlendirmek politik olarak daha rasyonel olurdu. İşte büyük açık burada oluşuyor” ifadelerini kullandı.
“Bu mücadelede en büyük güç medya”
Medyanın ve sivil toplumun çevre politikalarındaki rolüne dikkat çeken Büyükakın, “Siz, dördüncü kuvvetsiniz. Kamusal farkındalık yaratmak ve politik karar alma süreçlerini buna zorlamak için medya ve sivil toplumdan başka elimizde araç yok. Çevre projelerinin sürdürülebilir olması için kamuoyu desteği şart. Siyasetçiler kendilerine oy getirecek şeyleri yaptıklarına göre, çevresel projelerin de kamuoyunda itibar görmesi gerekiyor” dedi.
“Zor olanı yapıyoruz”
Marmara Denizi’ndeki çok paydaşlı yapıya değinen Büyükakın, sorumluluk almaktan kaçmadıklarını vurguladı. “Ben çok rahatlıkla ‘Onlar kirletiyor, ben temizlemeyeyim’ diyebilirim. Bu politik olarak sürdürülebilir bir söylem olur. Ama biz zor olanı yapıyoruz. Proje bütçesini üçte bir Cumhurbaşkanlığı, üçte bir Çevre Bakanlığı, üçte bir de Büyükşehir Belediyemiz karşılıyor” dedi.
2022 yılında yaşanan müsilaj krizine de değinen Büyükakın, “İnsanların görmediği, dolayısıyla oy vermek için bir sebep bulmadığı bir şeyi görünür kılmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Programın sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.











