Hayat ve Depremler
İnsanoğlu doğduğu günden vefat edeceği güne kadar bir hayat sürer. Önce karnını doyurur, sonra barınacak bir yer arar. Depremler ise, dünya var olduğundan beri süregelen doğal afetlerdir.

Neden Biz Kaybediyoruz?
Depremler dünyanın her tarafında olurken, bazı ülkelerde insanlar neden hayatını kaybetmezken biz her defasında on binlerce canımızı yitiriyoruz? Aynı sarsıntı bir yerde sadece hissedilirken, bizde felakete dönüşüyor.

2005 ve Bugün
2005 yılında dünya ölçeğinde büyük depremler yaşandı. O yıllarda da gördük: Biz, neden bu kadar çok insanımızı ve geleceğimizi kaybettik? Sorgulanması ve çözülmesi gereken bu sorun hâlâ tam olarak giderilmedi.

2025 ve Kurtarma Gerçeği
Yıl 2025… İnsanoğlu Ay’a şehir kurmayı planlıyor. Biz hâlâ orta büyüklükte bir depremde kaç insanımızı kaybettiğimizi saymakla meşgulüz.

Deprem ayrı bir hikâye. Ama kurtarma çalışmalarındaki düzensizlik, koordinasyonsuzluk, çaresizlik başka bir hikâyedir. Deprem bölgelerine gidenler bilir; görmek istemeyeceğiniz, ömrünüz boyunca unutamayacağınız manzaralarla karşılaşırsınız. İnsanlar sadece enkaz altında değil; ihmalin ve sistemsizlik içinde de can veriyor.

Bugünün Gerçeği
Ülkemizde hâlâ riskli binalar yükseliyor, denetimsiz yapılar göz göre göre teslim ediliyor. Büyük şehirlerimizde milyonlarca insan, deprem korkusuyla değil, deprem sonrası yaşanacak kaosun dehşetiyle yaşıyor.

Çağrı
En alttan en üst makamlara kadar herkesin harekete geçmesi gerekiyor. “Deprem ülkesiyiz” demek, yalnızca kayıplarımıza mezarlık yeri açmak değildir. Deprem ülkesiyiz demek; bilinçli şehirler kurmak, sağlam yapılar inşa etmek, etkin kurtarma mekanizmaları oluşturmak ve hazırlıklı bir toplum yaratmak demektir.

Son Söz
Unutmayalım: Deprem değil, ihmal öldürür.

Bu vesileyle, depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, mekânlarının cennet olmasını diliyorum. Geride kalan yakınlarına ise sabrı cemil niyaz ediyorum.