Bir ilçeyi büyük yapan sadece asfalt yolları, gösterişli meydanları ya da yükselen binaları değildir. Asıl medeniyet, vatandaşın musluğunu açtığında güvenle su içebilmesidir.
Ne yazık ki Kandıra’da yıllardır değişmeyen bir gerçek var: Musluklarımızdan suyla birlikte kireç de akıyor.
Bu artık sıradan bir şikâyet değil, kronikleşmiş bir sorun hâline geldi. Evlerde musluklar tıkanıyor, bataryalar kireç bağlıyor, kombiler arızalanıyor, çamaşır ve bulaşık makineleri erken ömrünü tamamlıyor. Her evin bütçesine görünmeyen ama hissedilen bir maliyet yükleniyor.
Fakat mesele yalnızca bozulan eşyalar da değil…
Asıl mesele, vatandaşın musluğundan akan suya güven duyamamasıdır. İnsanlar çocuklarına bir bardak su verirken, yemek yaparken, çay demlerken bile tereddüt ediyorsa, orada artık sadece teknik bir arıza değil, kamu hizmetine duyulan güven sorunu vardır.
Elbette suyun sağlık açısından uygun olup olmadığı bilimsel analizlerle ortaya konulmalıdır. Ancak vatandaşın bu konudaki kaygısını görmezden gelmek de doğru değildir. Sağlık söz konusu olduğunda en küçük şüphe bile ciddiyetle ele alınmalıdır. İnsanların beklentisi, düzenli analizlerin şeffaf biçimde paylaşılması ve musluklarından güvenle içebilecekleri kaliteli suyun sağlanmasıdır.
Bir de işin adalet tarafı var.
Madem Kandıra’daki suyun kalitesi yıllardır tartışılıyor, madem vatandaş musluktan akan suyu gönül rahatlığıyla içemiyor; o hâlde neden musluktan içilebilir nitelikte su kullanan bölgelerle aynı su ücretini ödüyor?
Aynı büyükşehrin sınırları içerisindeyiz. Aynı kurumdan hizmet alıyoruz. Aynı faturayı ödüyoruz. O hâlde aynı kalitede hizmet almak da en doğal hakkımız değil midir?
Kimse ayrıcalık istemiyor.
Kandıralının istediği yalnızca hakkı olan hizmettir. Eğer hizmette farklılık varsa bunun giderilmesi gerekir. Sorun varsa çözülmelidir. Çözülene kadar da vatandaşın sesine kulak verilmelidir.
Temiz içme suyu bir lütuf değildir; anayasal bir kamu hizmetidir. Bu hizmet eksik veriliyorsa, bunun bedelini vatandaşın bozulan kombisiyle, değişen musluğuyla, satın aldığı damacana suyuyla ödemesi adil değildir.
Artık bu mesele ertelenmemelidir. Kandıra’nın su sorunu günlük tartışmaların ötesine geçmiş, yaşam kalitesini etkileyen kalıcı bir mesele hâline gelmiştir.
Çünkü bu sadece su meselesi değildir.
Bu, sağlık meselesidir.
Bu, ekonomi meselesidir.
Bu, eşit hizmet meselesidir.
Ve en önemlisi, vatandaşın devlete duyduğu güven meselesidir.
Kandıra’nın insanı, musluğunu açtığında kireç görmek değil, güven görmek istiyor.
İstenen ne fazlası ne eksiğidir.
Sadece hak edilen hizmettir.



