Global Sumud Kara Konvoyuna katılmak üzere 7 Mayıs Perşembe günü Libya’ya gittim.

Orada bulunduğum 19 gün boyunca çok şey öğrendim.

Kendine göre zorlukları olduğu gibi; zorluğundan çok daha fazla güzelliği vardı.

Dünyanın 30 ayrı ülkesinden 280 kişiydik.

Müslümanı, Hristiyanı, Hindusu, dinsizi.

Tek bir amaç için Libya’daydı.

Engelleri aşıp Gazze’ye ulaşmak.

**

Orada yaşanılan güzellikleri ya da zorlukları köşe yazısında anlatmanın gerekliliğine pek inanmıyorum.

Aslolan bir şey var: İsrail vahşeti.

Siyonist, ırkçı terör yapılanması İsrail, bir kuduz köpek gibi coğrafyanın altını üzerine getirirken; 57 İslam ülkesi bize yol açıp da Mısır’a ulaşmamızı sağlayamadı.

Hafter’e takıldık, konvoyumuz geri döndürüldü.

Herkes kadar düşünüyordum tabi ki konvoyun Gazze’ye ulaşamayacağını.

Ama biz Müslüman bir ülkeden, Müslüman bir ülkeye geçip, oradan bir Müslüman ülkeyi daha aşıp Gazze’ye ulaşmak istiyorduk.

Herkes kadar düşünüyordum Gazze’ye gidemeyeceğimi.

Yine de oradan döndürülmek tam da bu anlattığım sebeplerle; sonunu bilsem de çok koydu bana.

**

Hepimizin bir ödevi var: Sosyal medya ödevi. Her birimizin dijital aktivist olması gerekiyor.

Libya’da yaşananları dünyaya duyurmakta çok zorlandık. Sosyal medya karartması altındaydık.

Bunu aşabilmek için çok ama çok çalıştık. Çok kısıtlı imkanlarla mücadele ettik. Elhamdülillah başardık.

Örneğin ben Libya’da; Instagram üzerinden paylaştığım bir gönderimi kaldırmak zorunda kaldım.

İnsanların verdiği etkileşim, videonun dolaşıma girmesi bize Libya’da sorun çıkarttı.

Ve ben bundan ziyadesiyle memnun kaldım! O paylaşımı sildiğim için de çok mutlu oldum!

Çünkü başarmıştık.

**

Şunu söylemek istiyorum: önce insan olana: Artık Türkiye’de insanların ortalama ekran süresi 5 saati aşmış durumda.

5 saati telefonuna bakarak geçiriyoruz. Bunun da büyük bölümünü belli başlı sosyal medya uygulamalarında eritiyoruz.

Günde 10 dakikamızı Filistin ve Gazze ile ilgili içerikleri aratmaya, beğenmeye, paylaşmaya, eşe dosta göndermeye ayırmalıyız.

Algoritma canavarına karşı topyekun bir mücadele içinde olmalıyız.

“Benden ne olur” dememeliyiz. Oluyor çünkü.

Bugün Instagram’da, Twitter’da vahşet görüntüleri yayılmasaydı, insanlar dünyanın çeşitli ülkelerinde Gazze için sokaklara yayılır mıydı?

O görüntüleri paylaşan her bir kişi, “Benden ne olur” diye düşünseydi bunları konuşuyor olabilir miydik?

Şimdi ise Müslüman olana sesleniyorum.

Peygamber efendimiz zulme karşı buğz etmenin en asgari iman derecesi olduğunu bildirmedi mi?

Dil ile cihadın da bir cihad biçimi olduğunu anlatmadı mı?

O halde sosyal medya her gün durmadan zalimin zulmüne dur demek için sesimizi yükselteceğimiz bir cihad sahası olmuyor mu?

O zaman ne duruyoruz Allah aşkına?

**

Kanlı İsrail ürünlerinin boykot edilmesi de mücadelenin bir parçası.

Almamak elimizde. Satmamak elimizde. Satandan uzak durmak yine elimizde.

Hal böyle iken; biz konforumuzdan ödün vermeden devam edeceksek eğer…

Bizim hesabımız çok ama çok can yakacak!

**

Global Sumud Filotilla’nın ortaya koyduğu misyona, Sumud Anatolia’nın 18 Temmuz’da Almanya’dan başlatacağı kara araç konvoyuna ve daha yapılacaklara inanç göstermeliyiz!

Yola çıkarken inanın herkes, herkes kadar olacakları tahmin ediyor.

Siz bu misyonlara değil, zalimin titreyen kalbine bakın!

En basiti: Kuduz köpek İsrail bu kez Global Sumud Filosu’nu nerede karşıladı?

Girit’te.

Bu misyonlar başarısız ise bu domuz sürüleri neden bu filoyu ta Girit’te karşılama gereği hissediyor?

Meseleye, “Gerekli mi? Değil mi?” penceresinden değil, bu domuzların karşılarında sivil inisiyatifi görünce ne kadar düştükçe düştüğünü, her bir zerrelerinin nasıl da titrediği penceresinden bakın.

Zalimin zulmünü kabullenir de geri çekilirsek, bu dünyada da ahirette de kaybeden biz olacağız.

**

Son olarak…

Çağdaş Kocaeli Gazetesi, Demokrat Kocaeli Gazetesi ve İşte Kocaeli Gazetesi ailelerine Libya sürecindeki haber destekleri için teşekkür ederim.

Demokrat Kocaeli Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt Soysal ayrıca teşekkür ederim.

Hele ki sevgili Nurettin Kolaylı ağabeye.

Benimle ilgili, belki de hak etmediğim o kadar güzel şeyler yazmış ki…

Allah razı olsun, beni çok onore etti.

İnsanın nutku tutulur ya, o hale çevirdi Nurettin abi beni, sağ olsun.

Ve bu yolun isimsiz kahramanları.

Yola çıktığımı öğrendikleri anda maddi-manevi destek veren çok dostum oldu.

Allah onlardan razı olsun. Onların destekleriyle birçok şey kolay oldu.

Sadece bana da değil; bu yola çıkan insanlara da destek sağlamış oldular.

İsimleri bende, Allah bin kere razı olsun…

**

İşte öyle.

Libya süreciyle ilgili yazsam çok detay, çok bilgi, çok hikaye yazarım.

Ama bunlar daha çok sohbet konuları olsa gerek.

Kendimize inanıp, varlığımızın kıymetini idrak edip, üzerimize düşen sorumlulukları Allah rızası için getireceğimiz günlere kavuşmak ümidiyle.