Kandıra’nın yollarında direksiyon sallayan herkesin dilinde aynı sitem:
“Bu yollar neden böyle?”
Belki nereden başlamalı bilemiyoruz… Ama artık bu mesele teknik detaylarla boğulmadan, yaşanan acılarla birlikte anlatılmalı. Çünkü biz yolun çukurundan değil, yüreğimizin acısından sarsılıyoruz.
Hız Sınırı mı, Sabır Testi mi?
D-605 ve Kandıra yol güzergâhlarında belirlenen hız sınırı, Türkiye’nin birçok yerinde 80 km/saat iken burada 70 km/saat.
Bu farkın bir teknik gerekçesi varsa kamuoyuna açıklanmalı.
Eğer yoksa, bu sadece sürücüyü cezaya açık hâle getiren bir çelişkidir.
Aynı sınıf yol, aynı geometrik şartlar ama farklı uygulama…
Bu, trafik güvenliği değil, güvensizliğe davetiye anlamına geliyor.
Virajlar mı? Yoksa Ölüm Tuzağı mı?
Yolun belirli bölümlerindeki keskin virajlar, dengesiz eğimler ve ani daralmalar, teknik olarak bir karayolu mühendisliği kusuru niteliği taşıyor.
Sadece sertliği değil, eğim açıları da sürücüler açısından risk barındırıyor.
Bu virajları geçmek, Kandıra yolunda ehliyet değil, şans meselesi hâline gelmiş durumda.
Mini Köşk Rampası: 10 Km’lik Risk Koridoru
Mini Köşk istikametine uzanan yaklaşık 10 km’lik rampada:
• Ağır vasıtaların zorlandığı,
• Freni ısınan araçların hakimiyet kaybettiği,
• Rampa bitiminde ani ışıklarda “dur” talimatı verilen bir sistem var.
Son günlerde bu rampada yaşanan ölümcül kazalar, bu sistemin işlemediğinin açık göstergesi.
Kaç can daha gitmeli?
Kaç ev daha yas tutmalı?
Işıklar kalksın diye kaç cenaze daha kaldırmalıyız?
Taleplerimiz Basit ve Makul:
1. Hız sınırı teknik şartlara uygun şekilde yeniden değerlendirilmeli.
2. Virajlar ve eğimler, mühendislik ölçüm ve standartlarına göre yeniden düzenlenmeli.
3. Rampa sonrası ışıklar, trafik akışı gözetilerek alternatif çözümlerle (örneğin sensörlü yeşil dalga sistemleriyle) değiştirilmeli.
4. Kaza analizleri, kamuoyuyla paylaşılmalı; nedenleri net bir şekilde açıklanmalı.
5. Yerel halk ve sürücüler, karar süreçlerine dahil edilmeli.
⸻
Son Sözümüz: Bu Yol Bizim, Bu Acı da…
Yollar sadece ulaşım değil, yaşam demektir.
Ve biz Kandıralılar artık teknik eksikliklerin faturasını canlarımızla ödemek istemiyoruz.
Yetkilileri göreve davet ediyoruz.
Bugün değilse ne zaman?







